UTMB CCC 2015 Rapor – Murat Akkaya

“Dağlarda bu kadar mesafeyi koşmak için mantığınızı bir kenara bırakmak ve anlamsız bir iyimserlik sahibi olmak gerek. Yapılacak işi akıl ve mantık sınırları içinde fazla irdelemeye başladığınız anda bu yükün atında ezilmemek mümkün değil. Sanırım bu kadar insanı bu işe çeken şey hayatımızda yaptığımız her şeyde bir mantık aranması gerektiği konusundaki dayatmalar. Belki de insan olduğumuzu fark etmek, nefes alıp verdiğimizi hissetmek ve sahip olduğumuz şeylerin değerini anlamak için ara sıra mantığa pek sığmayan işler yapmak gerekiyor”

Sevgili Aykut Çelikbaş’ın 2013 UTMB yarışından sonra yazdığı bu cümleler 28 Ağustos Cuma günü ve gecesini neden Türkiye’den kilometrelerce uzakta, hiç bilmediğim bir coğrafyada 20 saatten fazla sürecek bir yarışta geçirmeyi tercih ettiğim konusunda sanırım bir fikir verebilir. Gece bazıları yarım metre yüksekliğindeki taşlardan oluşan basamakları kafa fenerimin aydınlattığı ormanda tırmanırken aklımdan bu satırlar geçiyor ve Aykut’un bahsettiği anlamsız iyimserlikle az kaldı diyerek kendimi motive etmeye çalışıyordum…

CCC yarışı, UTMB, TDS, OCC, PTL ve YCC ile birlikte 1 hafta boyunca Chamonix merkezli düzenlenen yarışlardan biri…101 km uzunluğunda, 6100m tırmanış ve iniş içeriyor. Rota İtalya’nın Courmayeur şehrinden başlayıp, İsviçre Champex’ten geçerek Fransa Chamonix’de bitiyor.

Yarışa katılabilmek için dünyada bu yarışa puan veren yarışları tamamlayarak gereken puanları almanız gerekiyor. Puanları tamamladıktan sonra başvurunuzu yapıp kuraya katılıyorsunuz çünkü kontenjandan fazla başvuru oluyor.

utmb-ccc-rapor-2015 (4)

Yarış için 26 Ağustos sabahı kuraya grup olarak beraber katıldığımız Tolga, Özgür ve Hilmi ile Cenevre’ye geldik ve kiraladığımız arabayla Chamonix’e doğru yola çıkıyoruz. Yarışa katılmayan fakat bize destek için Fransa’ya gelecek olan Mustafa da aynı gün Milano’dan otobüsle Chamonix’e geliyor. Chamonix, kış sporlarıyla ün yapmış Avrupa’nın en yüksek noktası olan Mont Blanc dağı eteklerinde şirin bir Fransız kasabası. Şehirde Mustafa’yla buluşup hızlıca yarış kitlerimizi alıyoruz. Nehir kenarında dünyanın dört bir yanından yarışlarını tanıtmak için gelen organizatörler, fuar alanındaki spor markalarının standları, yarışmacılar ve yakınları renkli bir görüntü oluşturuyor. Kitlerimizi aldıktan sonra Kapadokya Ultra Trail yarışının tanıtımı için stand açmış olan Girgin kardeşlere uğruyor, çaylarını içiyor ve parkurla ilgili derin bilgilerinden yararlanıyoruz. Ertesi gün de yine Chamonix’de biraz standları gezip öğleden sonrasını dinlenerek geçiriyoruz. Kaldığımız Saint Gevres Chamonix’e yarım saat uzaklıkta. Gece son hazırlıkları yaptıktan sonra uykuya dalıyorum. Sabah Mustafa bize kahvaltımızı hazırlıyor, herkese ikişer yumurtayı zorla yediriyor J Bir yarışa katılacaksanız yanınızda mutlaka Mustafa olmalı J

Sabah bizi Mustafa arabayla Chamonix merkeze bırakıyor. Buradan otobüsler bizi alarak Mont Blanc dağının altındaki tünelden 23 kilometre uzaklıktaki Courmayeur kasabasına götürmek üzere yola çıkıyor. Aslında 7 servisine kayıt olmuştuk fakat o kadar çok koşucu var ki sırayla onlarca otobüs doldukça hareket ediyor. Yarış saatinden yaklaşık 1 buçuk saat önce Courmayeur’e ulaşıyoruz ve 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından yarışın başlayacağı alana varıyoruz. Ortam gerçekten harika… Dünyanın farklı yerlerinden gelmiş 2129 kişinin tek amacı 26,5 saatten önce bütün heybetiyle şehrin tepesinde duran Mont Blanc dağının etrafından dolaşarak Chamonix’e ulaşmak… Start alanında Kosta Rika’da yaşayan Hüseyin abiyle buluşup bayrağımızı açıp bol bol fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedik.

utmb-ccc-rapor-2015 (5)

Yarışa 20 dakika kala saatimi açıyorum, normalde kısa sürede açılması gerekirken bir türlü açılmıyor. Önce canım sıkılıyor ama start anı yaklaştıkça yarışa konsantre olmaya çalışıyorum. Şansıma tam geri sayımda saat açılıyor. Ben de sevinçle saatin Start tuşuna basarak koşmaya başlıyorum. 1.5-2 km kadar şehir içi yollarda gittikten sonra tırmanış başlıyor. Yol gittikçe single track halini alıyor, koşucular bir ipe dizilmiş inci taneleri gibi birbirlerinin ardında sıralanmaya başlıyor. Önceleri sabah serinliği ve orman içi olması sebebiyle şartlar çok ideal fakat tırmanışın yarışından sonra orman bitiyor ve güneş kendini göstermeye başlıyor. Tolga ve Hilmi ile beraber ilerliyoruz, Özgür’ü göremiyorum, biraz arkamızdadır diye düşünüyorum. Bu noktada 10.4 km’de 1462 metrelik tırmanış bizi bekliyor. Eğim zaman zaman çok artıyor, bu da sıcakla ve yüksek rakımda bulunmadan dolayı zor nefes almayla birleşince nabız normalden fazla yükseliyor. Yine de yaptığım tırmanış antremanları sayesinde bu tırmanışta çok da zorlanmıyorum. Hilmi biraz geride kalıyor, Özgür ile devam ederler diye düşünüyoruz. Tolga ile beraber tırmanışı tamamlayıp tepedeki ilk kontrol noktası olan Tete de La Tronche’a 2 saat 11 dakikada ulaşıyoruz. Burası 2548 metre ile yarışta ulaştığımız en yüksek nokta. Tabi buradan sonra da iniş çıkışlar hiç bitmeyecekti. Yarışın mesafe olarak 10’da birini, tırmanış olarak ise yaklaşık 4’te birini tamamlamıştım. Tabi bu yarışta asıl zorluğun inişlerde olacağını henüz bilmiyordum.

Tete de La Tronche’dan sonra 4.3 km boyunca Refuge Bertone’ye kadar iniş var. İkinci kontrol noktasında 5 dakika kadar oyalanarak kek, biraz kola ve kraker yiyorum. Yarış saatim 2:49’u gösterirken de Refuge Bertone’den ayrılıyoruz. Kontrol noktalarındaki düzenleme ve yiyecek yeterliliği gayet iyi, gönüllüler işini zevkle yapıyor. İnsanların destekleri ise inanılmaz. Bulunduğumuz patikalar aynı zamanda yürüyüş rotası da olduğu için birçok insanla karşılaşıyoruz. Hepsi gülümsüyor, destek veriyor, tezahürat yapıyor. Türkiye’de özellikle İstanbul’daki yol yarışlarındaki insanların tepkileriyle buradakilerin desteklerini karşılaştırınca insan gerçekten üzülüyor. Umarım biz de bir gün bu spor kültürüne erişiriz.

Buradan sonra yine toprak hafif inişli çıkışlı güzel bir patikadan sonra 7 km’de 283 metre tırmanarak 22. km’deki Refuge Bonatti kontrol noktasına 3:57’de ulaşıyoruz. Burada 15 dakika kadar dinleniyoruz. Telefonumu kontrol ediyorum, şarjı uzun süre dayansın diye interneti kapatmıştım. Raidlight’tan Emre SMS atmış, hızlı gidiyorsunuz Champex’ten sonrası zor geçecek diyor. Ben de Bonatti’de dinlendiğimizi ve biraz yavaşlayacağımızı yazıyorum. Bu arada karşımızda tüm ihtişamıyla Mont Blanc bizi izliyor. Tolga’ya beraber “Sen mi büyüksün biz mi Mont Blanc” diye dağa kafa tutarak gülüp eğleniyoruz. Türk her yerde Türklüğünü belli ediyor J Bu esnada Hüseyin abi de biz çıkmak üzereyken Bonatti kontrol noktasına geliyor. Uykusuzluğun ve Kosta Rica yolculuğu sonrasında jet lag’in kendisini etkilediğini söylüyor. Biraz su içiyor Bonatti’de dinlenmeyeceğini söylüyor. Üçümüz tekrar yola çıkıyoruz.

utmb-ccc-rapor-2015 (3)

Önümüzdeki hedef yarıştaki 2. en yüksek nokta olan 2527 metredeki Grand Col Ferret. Buraya ulaşabilmek için 9,6 km’de 900 metre tırmanmamız gerekiyor. Sıcak o kadar artıyor ki Raidlight şapkamın boyun koruyucu kısmını da açıyorum. Her taraf alabildiğine yeşil, hava tertemiz. Manzaralar olağanüstü…Dağlardan sular akıyor…İçimden bir gün buralarda yürüyüş yapmak, daha uzun vakit geçirmek lazım diye geçiriyorum…Tırmanışın sonlarında eğim artıyor, koşuculardan gelen oflama poflama sesleri artıyor. Nihayet yarış başlangıcından 6 saat 20 dakika sonra tepeye varıyoruz. Hüseyin abi ben devam edeceğim diyor, biz Tolga’yla biraz dinlenelim diyoruz. 10 dakika çimlerin üzerine uzanıyor ve tekrar yola çıkıyoruz. Artık İsviçre topraklarındayız…

Sonraki kontrol noktası 1603 metrede, yine 10 km ve yaklaşık 900 metrelik bir iniş var. Daha önce de söylediğim gibi bu yarışta asıl fark yaratan nokta inişler. Fransızlar bu işi süper yapıyor. Eğim az da olsa çok da olsa koşarak iniyorlar. Zeminin taşlık, toprak ya da ağaç köküyle dolu olmasını da dert etmiyorlar. Bu tip zeminlerde çok antrenman yapıyor olmalılar bunun başka bir açıklaması olamaz çünkü düşseler ciddi şekilde yaralanabilirler. Tırmanışlarda ve az olan düz bölümlerde sıralamamız pek değişmezken inişlerde sürekli yanımızdan birileri geçiyor. İlk kez katıldığımız böyle bir yarışta amacımız bitirmek olduğu için çok dert etmiyoruz. Yarış başlangıcından 7 saat 46 dakika sonra küçük bir kasaba kurulmuş olan La Fouly kontrol noktasına geliyoruz. Burada içtiğimiz şehriyeli çorba sabahtan beri sürekli atıştırmalıklarla doldurduğumuz midelerimizin bayram etmesini sağlıyor.

utmb-ccc-rapor-2015 (6)

Kontrol noktaları ilginç yerler.. Büyük bir çadır düşünün… Bir taraftan biraz soluklanırken diğer taraftan sularınızı doldurmanız, alelacele birşeyler atıştırmanız gerekiyor. Bu atıştırmalarda da masalarda açık büfe şeklinde sunulan yiyeceklerin önü boş olana önce yöneldiğiniz için mandalina, kola ve çikolota ile başlayıp, kek ve kraker ile devam edip çorba ile biten bir öğününüz olabiliyor. Birçok insan mide problemleri sebebiyle yarışı bırakabiliyor ya da zorlukla tamamlıyor. La Fouly’de 19 dakika kaldıktan sonra tekrar yola çıkıyoruz.

Bir sonraki Champex istasyonu yarışın başında teslim edilen dropbag’lerin alınabileceği büyük bir kontrol noktası…Biz Mustafa’dan destek alacağımız için dropbag teslim etmemiştik. Champex’e giderken çok şirin İsviçre köylerinden geçiyoruz. Nasıl güzel yerler anlatamam. Çocuklar evlerin önünde kah tezahüratla, kah su ikramlarıyla bize moral veriyorlar. İrili ufaklı birkaç köyden sonra tekrar tırmanış başlıyor ve ormana giriyoruz. Champex güzel bir gölün yanında kurulmuş küçük bir kasaba, destek burada en yüksek seviyeye ulaşıyor. İnsanlar şezlonglarını yol kenarına atmış keyifle bu dünyanın en önemli ultra maraton organizasyonlarından birini ailece zevkle izliyor.

utmb-ccc-rapor-2015 (1)

Beşinci km’deki Champex istasyonuna akşam üstü saat 19:20’de giriyoruz. Mustafa ile buluşup yedek eşyalarımızın olduğu çantalarımızı alıyoruz. İlk sorduğumuz Özgür ve Hilmi’nin durumu oluyor. Yarım saat arkamızda beraber geldiklerini öğreniyor ve çok seviniyoruz. Tolga biraz midesi bozulduğu için uzanıyor, ben de bir tabak makarna yiyorum. Burası ana istasyon olduğu için çadırın içerisi ana baba günü…Birçok koşucu saatlerce koştuktan sonra hem yakınlarıyla görüşüyor hem de gece için hazırlıklarını yapıyor. Elit sporcular haricinde herkes gece de koşacağı için sıkı bir hazırlık var. Şansımıza bu sene yarışa denk gelen günlerde hava oldukça iyi, yağış beklenmiyor. Uzun kollu Raidlight üst katmanımı ve ¾ Raidlight taytımı giyiyorum. Bu esnada Hilmi ve Özgür de güle oynaya geliyor. Hep beraber hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Tolga’nın da midesi düzeliyor. Hilmi ve Özgür’ün de hazırlıklarını tamamlamalarını bekliyoruz. Champex’de 48 dakika kaldıktan sonra gece etabı için hazırız. 44 km kalmış olsa da çok teknik 3 tane iniş ve çıkış içerdiği için çok kolay olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Hep beraber kontrol noktasını ve şehri terk ediyoruz. Champex’e hepimiz bayılıyoruz tam huzur ve dinginliğin yeri…Şehri terk ederken hava kararmaya başlıyor. Kafa fenerlerimizi mümkün olduğunca geç açmak istiyoruz. Derken tırmanış başlıyor…Ormanın içinde, kayalık zeminde dik bir tırmanış bizi bekliyor. Oksijen de yükselti arttığı için azalıyor, zaman zaman durarak mola veriyoruz. Bu biraz nabzı düzeltip bizi kendimize getiriyor. Arada akan sulardan suluklarımızı dolduruyoruz. Tırmanışta zemin de bozuk olduğundan çok yavaş ilerleyebiliyoruz herkes tek sıra halinde bir an önce tepeye ulaşmaya çalışıyor. Bu sırada da saatimden bulunduğumuz yüksekliğe bakarak kalan tırmanış miktarını hesaplamaya çalışıyorum. İşte yazının başında bahsettiğim kendini ve orada bulunma amacını sorgulama zamanları…Belki de bu kadar zor olmasa insan başardığına bu kadar sevinemez açıklaması biraz zor…Acı çekiyorsunuz ama yine de tekrar yapmak istiyorsunuz…Avantajımız 4 kişi bir arada olmamız…Sohbet ve şakalaşma olmadan yalnız başına bu bölümler tam bir psikolojik savaş olurdu. Sonunda tırmanış bitiyor, aşağıya baktığımda akşam ayrıldığımız Champex şehrinin ışıklarını görüyorum. İnsan nasıl o kadar tırmandığına şaşırıyor. Hayatta da böyle değil mi, zor gördüğümüz işler bile başladığımızda bir şekilde bitiyor. 67. km’deki La Giete kontrol noktasına ulaşıyoruz. Gece saat 11’i gösteriyor. Burada çok oyalanmadan devam ediyor ve 5 km’de 500 metre inerek Trient’e ulaşıyoruz. Gece hava soğuduğundan ısınmak için 2 tabak çorba içiyorum. Terli bir şekilde 25 dakika dinlenip çadırdan dışarı çıkınca üşüdüğümden yedek kısa kollu tişörtümü ve üzerine de ultra hafif Raidlight rüzgarlığımı giyiyorum. Yarışta en büyük problemlerden biri de bu ısı farkı.. Terli halde sıcak çadıra girip dinlendiğinizde dışarı çıkınca üşüyorsunuz. Bu yüzden yedek üst katman taşımanın çok faydası oldu.

Gecenin karanlığında önümüzde yine bir 5 km ve 800m tırmanış var. Normalde hızlı yürüyüşle çıktığımız bu mesafeyi 1 saat 45 dakikada çıkabiliyoruz. Zemin neredeyse yarım metreye yaklaşan kayalardan oluşan doğal basamaklarla dolu. Neyse ki batonlarımız var. Bu sırada tek tük batonsuz koşucular görünce şaşırıyorum batonsuz heralde bu yarışı bitiremezdim diye düşünüyorum. Gece 1:52’de, 2005 metre yükseklikteki yarışın 9. Kontrol noktası olan Catogne’ye ulaşıyoruz. 77 km ve 17 saat geride kaldı. Emre’nin de söylediği gibi yarışın gece geçilen kısmı ilk bölüme göre çok daha zor. 5 km’lik mesafeleri iniş de olsa çıkış da olsa çok yavaş katedebiliyorsunuz.

Bu istasyonda da çok zaman geçirmeden inişe geçiyoruz. Yine 5 km’de 750 metrelik bir iniş var önümüzde. 1 saat 15 dakikada bu inişi tamamlıyoruz. Bu bölümde Özgür gerçekten çok formda ve grubu o çekiyor. İnişler çok dik, zigzaglı patikalarda biz dikkatle inerken özellikle Fransızlar ceylan gibi seke seke yanımızdan hızla geçiyorlar.

Gece 3:06’da son büyük istasyon olan Vallorcine’e ulaşıyoruz. Burada Girgin kardeşleri ve Argeus’tan Koray’ı görmemiz de tam bir sürpriz oluyor. Chamonix’den gece yarısında arabayla Vallorcine’e gelmişler bizi bekliyorlardı. Gerçekten bizim için süper bir moral oluyor. Mustafa da yine arabayla destek için gelmişti. Sertan’dan rotanın kalanıyla ilgili bilgi alıyoruz. Yarım saat birşeyler yiyip dinleniyoruz. Artık son büyük tırmanış için hazırız, Vedalaşıp destek ekibinden ayrılıyoruz.

Vallorcine çıkışında önce hafif bir eğimle tırmanış var. Buraları koşarak geçiyoruz. Sonra karayolundan geçiyoruz. Ve karşımızda son büyük tepe var. Gökyüzüne doğru zigzaglar halinde beyaz ateş böceklerine benzeyen kafa lambalarının ışıklarını görüyoruz. Işıklar geceyi aydınlatan ayın biraz altında son buluyor. Tırmanmamız gereken dik bir yokuş var. Motivasyon noktamız bunun son yokuş olması. Yine aralarda birkaç dakika dinlenerek çıkışa geçiyoruz. 50 yaşlarında bir kadın Japon sporcuyu geçiyoruz. Çok zorlandığı her halinden belli ama pes etmiyor. İşte böyle sporcular gerçekten saygıyı hakediyor.

Gün ağarmaya başlarken tırmanışı bitirip son derece taşlık bir arazide ilerleyerek 2116 metredeki La Tete Aux Vents kontrol noktasına ulaşıyoruz. Burada manzara harika, fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyoruz. 21 saattir ayaktayız, 90 km yol alıp 6013 metre tırmanmışız. Artık bundan sonrası iniş diyerek rahatlıyoruz ama tahmin ettiğimiz kadar kolay olmuyor. 3.5 km sonraki son kontrol noktası La Flegere’den sonra da 7 km’de 800 metre iniş bizi bekliyor. Artık iniş ve çıkış görmek istemiyorum diye bağırmak geliyor içimden. Son bölümler orman içinde yine çok fazla eğime sahip. Neyse ki zemin daha düzgün. Artık quad’lar ve dizler yeter diye bağırıyor yine de zaman zaman koşarak temkinli bir şekilde iniyoruz. Bir süre sonra ağaçların arasından Chamonix gözüküyor. Hep birlikte zafer çığlıkları atıyoruz. Mustafa’yı arayarak gelmek üzere olduğumuzu söylüyoruz. Chamonix yeni bir güne uyanırken biz 24 saatir hareket halinde yarışı tamamlıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Mustafa finish’e 1 km kala bizi karşılıyor ve geri geri koşarak son kilometremizi ellerimizde Türk bayraklarıyla videoya çekiyor. Hissettiklerimizi tarif etmenin imkanı yok, ülkemizden kilometrelerce uzakta, amatörce de olsa zor bir yarışı tamamlayıp insanların Türkiye Türkiye bağırmalarını sağlayabilmek çok mutluluk verici…

utmb-ccc-rapor-2015 (2)

Yarışın ardından bol bol fotoğraf çektirip otelin yolunu tutuyoruz. Birkaç saat uyuyup otelden ayrılarak Cenevre’ye doğru yola çıkıyoruz. Cumartesi gününü biraz dinlenip Cenevre’yi geziyor ve ertesi gün Türkiye’ye dönüyoruz.

utmb-ccc-rapor-2015 (7)

Yarışta Raidlight Olmo 5 çanta, teknik yarış tişörtleri, uzun kollu üst ara katman, çorap, Led Lancer kafa lambası ve New Balance Leadville ayakkabı kullandım. Ekipmanlarımın büyük çoğunluğunu karşılayan ve yarışla ilgili bilgilendirmeler konusunda oldukça cömert davranan Raidlight Türkiye ve Emre’ye çok teşekkür ederim. Ayrıca 7 aydır yaptığım antremanlar sırasında bana sabır gösteren eşime ve oğluma da çok teşekkürler, siz olmasanız başaramazdım.

utmb-ccc-rapor-2015 (8)

Ve tabi beraber koştuğumuz yol arkadaşlarım Hilmi, Tolga ve Özgür, yarışmamasına rağmen bize destek için gelen Mustafa, yine Fransa’da bize çok destek olan Girgin kardeşler ve Argeus’tan Koray’a ve Türkiye’den desteklerini ve mesajlarını gönderen herkese çok teşekkür etmek isterim..

Sevgiler

Murat Akkaya 8.10.2015

Team Raidlight Türkiye Sporcusu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir