UTMB 2016 Yarış Raporu – Derya Duman

2016 UTMB YARIŞMA RAPORUM

YAZAR :  Derya DUMAN | Raidlight Türkiye Takım Üyesi | Peyzaj Mimarı | Doğa Rehberi

2012 yılında TDS ile başlayan Mont Blanc maceram, 2016 yılında bu serinin en uzun ve zorlu yarışlarından biri olan UTMB’yi koşmam ile birlikte tamamlanmış oldu.

2012 – 2013 yıllarında 2 kere TDS parkurunu, 2014 yılında ise CCC parkurunu koşma şansım olmuştu. 2015 yılında, artık kendimi UTMB için hazır hissettiğim o sene, UTMB’ye katılan sporcular arasında yapılan çekilişte maalesef kurayı kazanamadığım için yarışmaya katılmayı çok istesem de bu isteğimi bir sonraki seneye bırakmak zorunda kalmıştım. Belki de böylesi Benim için daha iyi olmuştu. 2015 yılı boyunca bu zorlu yarış için sıkı bir antrenman programı çıkartıp daha iyi hazırlanma şansı bulacaktım.

1

Yarışma’nın başlangıç noktası Chamonix. 2016 yılı UTMB parkuru 171 km uzunluğunda ve +10.000 m üzeri tırmanış içeriyor. Yarışma bu noktadan başlıyor ve 171 km sonunda yeniden aynı noktada bitiyor.

UTMB 170km lik koşu güzergahı (Kaynak : Google earth)

UTMB yarışma parkuru profil görüntüsü( Kaynak UTMB Organizasyonu)

UTMB Kontrol noktaları ve zaman çizelgesi (Kaynak UTMB Organizasyonu)

2

Kırmızı ile gösterilen zaman sınırları içerisinde istasyonlara ulaşmak gerekiyor. Aksi taktirde zaman sınırına takıldığınız için yarışma dışı kalıyorsunuz. Bu sene yarışmaya 2600 kişi başlıyor ve 1468 yarışmacı yar ışmayı bitirebiliyor. Ben 41:08:18 süre ile Genel katagoride 679. Yaş katagorisinde 274. oluyorum.

3

Yarışma öncesi hazırlıklarım

2015 ve 2016 yılları içinde Türkiye’de yapılan birçok patika koşusuna UTMB için antrenman amaçlı katılıp, birçok konuda kendimi test etme şansı bulabildim.

Keza daha önce hiç 170 km koşup 10.000 m üzeri irtifa aldığım bir yarışa katılmamış olmam, kendi başıma da böyle uzun soluklu bir antrenman yapma şansım olmayışı nedeniyle Türkiye’de ki daha kısa mesafeli yarışmalara katılarak 170 km’lik bu zorlu yarış için kendime bir strateji yaratmaya çalıştım.

Bu tür uzun patika yarışmalarında asıl olan hızlı olmak değil, dayanıklı olmak. Onun için antrenmanlarımın büyük çoğunluğunu arazide çoğunlukla iniş-çıkışların olduğu zorlu arazi şartlarında yapmaya çalıştım. Bu şekilde uzun parkurda karışıma bolca çıkacak oldukça büyük ve bir o kadar da dik eğimleri rahatlıkla geçebilecektim.

2016 yılı başında başlayan ve mümkün mertebe aksatmadan devam ettiğim haftalık antrenmanlarımın çoğunda, koşu antrenmanları yanında crossfit ve bisiklet antrenmanlarına da sıkça yer verdim. Hedef yarışım olan UTMB için hazırladığım antrenman planına işlerim müsaade ettiğince uymaya çalıştım. Doğru beslenip, iyi dinlenmeyi de hiçbir zaman ihmal etmedim.

4

2016 yılı başladı, antrenmanlar devam ediyor derken beklenen an geldi ve UTMB yarışı için rotamızı Chamonix’e çevirdik. Bu sene 14. yılı olan bu yarış serisine 4. kez katılıyor olmanın verdiği rahatlık ile Chamonix’te olmak Benim ve Eşim Arzu için çok güzel bir avantajdı. Aslına bakarsanız kendimi Chamonix’te yaşayanlardan kesinlikle farklı bir kefeye koymuyorum. Belki de yaptıklarımızla onlardan bir adım ileride bile olduğumuzu söyleyebilirim.

2012 yılında ilk defa TDS yarışı için geldiğim Chamonix’te TDS parkuruna Benim dışında katılan hiç bir Türk yarışmacının olmadığını hatırlayıp, şu anda geldiğimiz noktaya bakıyorum. Bu sene farklı etaplarda 15’nin üzerinde Türk yarışmacı olması ne kadar da güzel. Her sene giderek artan sayıda katılımın olması mutluluk verici. Bu sene de UTMB parkurunda 8 Türk olarak mücadele vereceğiz.

Yarışma öncesi yine organizasyon tarafından belirlenen gün aralığında yarışma numarası ve çip alımı için hazırlıklarımı yapıyorum. Geçmiş senelerde olduğu gibi ilk kontrol günü gidip saatlerce sırada beklememek için bu sefer bir gün sonra gitmeyi tercih ediyorum. Kontrol anından güzel bir kare. Fotoğraf Arzu Temizsoy Duman©

5

UTMB zorunlu malzeme listesinden ve yarışma boyunca kullandığım malzemelerden biraz bahsedeyim.

  1. Yağmurluk ve yağmur pantolonu ( Raidlight)
  2. Su geçirmeyen eldiven (Kalenji) – Raidlight eldiven kılıfı
  3. Uzun kollu termal ara katman giysisi
  4. Buff ya da bere ( Raidlight Buff)
  5. 2 adet kafa lambası ve yedek pilleri ( Petzl ve Geqnaute)
  6. Düdük (Raidlight)
  7. Alüminyum battaniye
  8. Kendinden yapışkanlı bandaj
  9. Çalışır durumda GSM telefon
  10. Raidlight soft Flex 600 cc su ve isotonik içecek
  11. 15 cc’lik bir bardak
  12. Yeteri kadar yemek (jel – enerji barı) (GU roctane)

Zorunlu ekipmanların dışında yarış boyunca kullandığım ekipmanlar

Bu sene 4. kez katılmanın vermiş olduğu rahatlık ve seneler içinde edindiğim tecrübe ile çantamı giderek küçülterek 170 km’lik bu uzun koşuda Raidlight Gillete 8 L çanta ile yarışa başlayıp oldukça konforlu bir şekilde yarışmayı bitirebildim.

Yukarıda saydığım zorunlu malzemeleri çantama rahatlıkla sığdırdığım gibi daha da ekipman koyabileceğim yerim vardı. Bu yarışta her zaman çantamda taşıdığım 1.5 lt’lik su torbamı kullanmadım. Dolayısıyla yarışa hem daha hafif başladım hem de çanta içinde 2 litre civarında bir hacim kazanmış oldum.

6

Kıyafet olarak

Yarışmaya üzerimde Raidlight şort, t-şört – buff ile başladım. Özellikle ana istasyonlarda havanın oldukça sıcak olmasından dolayı terlemenin etkisi ile ıslanan tşörtünü ve buffı sevgili Eşim Arzu ve Abisi Murat’ın asistanlıkları sayesinde değiştirebildim. Özellikle koşu sırasında 2 adet buff kullandım. Bir tanesi başımda bir tanesi sağ bileğimde. Buff başımı çok iyi korurken akşamüzeri çıkan oldukça sıkı rüzgarda Beni çok güzel korudu. Gün boyu aşırı sıcaktan dolayı başıma güneş geçmesini engellerken sıcaktan dolayı meydana gelen terlemeyi çok güzel bloke etti. Aşırı efordan ve sıcaktan kaynaklanan yoğun terleme durumlarında koluma doladığım buff ile yüzümü silerek kurtulabildim. Daha önceki senelerde yarışlarda akşam etaplarında da şapka kullanmama rağmen bu sene baffı tercih ederek çok doğru bir karar vermişim. Keza yarışmanın ilk akşamı çıkan aşırı rüzgar kafamdaki şapkayı alıp götürecek kadar kuvvetle esiyordu. Esen rüzgardan korunmak ve ısı kaybını önlemek için Raidlight ultra light yağmurluğumu kullandım.  Raidlight kaf çorabım da tüm yarış boyunca son derece iyi hizmet etti Bana.

Ayakkabı olarak Raidlight’ın ürettiği ayakkabılar henüz geliştirilme aşamasında olduğu için bu sene tercihimi Asics gel fuji sensor 3 gtx ile koşmayı tercih ettim.

7

Sırada yarışın startı ve yola devam ediş hikayem var.

Takvimlerin 26 Ağustos 2016 Cumayı gösterdiği gün sonunda geldi çattı. Her zaman söylüyorum yarışlar başlıyor ve bitiyor. Önemli olan yarışma öncesi yarışmaya kadar sabırla geçen antrenman dönemi. Onun için yarışmalara Ben eğlence gözü ile bakıyorum. Ayaklarım, beymin Beni nasıl götürmek istiyorsa öyle başlıyorum yarışa ve yoluma öyle devam ediyorum. Sonuç olarak yarışmanın neticesini yarışma öncesi düzeli olarak yaptığım antrenmanlar belirliyor. Evet Ben de UTMB için gereği kadar disiplinli bir şekilde antrenman yaptığıma göre artık 170 km’nin tadını çıkartma zamanı geldi Bence.

Yarışma öncesi her ne kadar hazırlıkları tamamlasak da son dakika her zaman bir takım eksikler çıkıyor. Bu yarışmaların Benim için olmaz ise olmazı. Bu sene de yarışmadan önce oturup biraz dinlenmek ya da bir süre uyuyup dinlenmek mümkün olmadı. Hep bir koşturmaca. Sanırım Ben böyle olmasını sevdiğim için böyle oluyor. Evden yine yarışmaya beş kala çıkıyoruz bir koşturmaca J

Saatimiz 17:30 ve start alanına doğru, Türk ekibi ile buluşmak için yola çıkıyoruz. Alan oldukça kalabalık, tüm ekibi bulmak maalesef mümkün olmuyor. Hep birlikte güzel bir anı fotoğrafı çektiriyor ve start anını beklemek üzere kendimize uygun bir yer buluyoruz. Bu sefer yanımda Sezgin hoca var. Bu çok güzel bir duygu; her sene yarışmaya tek başlayıp tek başına yola devam etmek oldukça zorluyor idi insanı.

Saatimiz 18:00 ve kronometre çalışmaya başlıyor. Bir anda Start tagının çevresi alkışlar, bağrışmalar ile coşuyor. Koşucular tagın altından biran önce kilometreleri 170’den düşürmek için hızlı bir şekilde koşup geçmeye çalışıyorlar.

8

Çevresinde 360 derece koşacağımız Alp dağlarından bir panorama…( Fotoğraf : Derya DUMAN ©)

Bu sene resmi sitesinde 2300 katılımcının olduğu söylenen UTMB için yarışma esnasında 2600’den fazla katılımcının start aldığını öğreniyoruz. Aslına bakarsanız yarışma için 7000’den fazla başvuru oluyor ve yarışmaya yeterliliği olan patika koşucuları arasında yapılan çekiliş ile bu sayı 2300’e düşüyor. UTMB’ye katılımın her sene giredek artması bu yarışmanın ne kadar popüler bir yarışma olduğunu gösteriyor.

Sezgin hocam ile birlikte Biz de start tagını oldukça düşük bir tempo ile geçip Chamonix sokaklarında sağımızı solumuzu uzunca bir tünel şeklinde kapatan insan seli arasından koşmaya çalışıyoruz. Sanırım ilk 1 km boyunca koşmak ne kelime, yürümek bile çok zor oluyor. 2600 kişi, bu insan kalabalığının oluşturduğu o daracık tünelin arasında ancak ilerleyebiliyor. Chamonix’de yerleşimlerin yavaş yavaş azalması ile Bizim de hızımız giderek artıyor.

Bu yarışmada amaç hızlı gitmek değil, Bence önemli olan yarışı en ideal sürede bitirebilecek uygun tempoda gitmek. Ben de yarışma öncesi Arzu ile her istasyona yaklaşık olarak kaç saatte ulaşacağıma dair bir çizelge oluşturuyorum. Hedeflediğim sürelere yakın gitmek ya da elimden geliyorsa bir tık hızlı gitmeye çalışacaktım. Keza hızlı gitmek bu kadar uzun bir yarışta erken tükenme sebebi. Bacakları ve bedeni fazla yormadan uygun adım yola devam ediyoruz. Yokuşlarda baton desteği ile hızlı adımlar ile yürüyüp, düz yolda jog temposu, yokuş aşağı ise çok yüksek hızlara ulaşmadan koşarak yolumuza devam ediyoruz.

Yarışma saat 18:00 de başladığı için Chamonix – Les Houches istikametinde, 10 km boyunca güneşi karşımıza alarak, günün batımını seyrederek, yolumuza devam ediyoruz. İlk 8 km’lik bu kısım için Chamonix’ten 1035 m kotundan başlayıp 1008 m kotunda ki Les Houches oldukça rahat bir şekilde varıyoruz. Bu etapta ki en büyük sıkıntı 2600 kişilik koşu ordusunun içinde kendine uygun bir yer edinmede. Henüz tempo tam oturmadığı için kimi hızlı koşanlar kimi yürüyenler arasından kendimize yol açmamız oldukça zor oluyor bu dar patikalarda. Les – Houches ten sonra yarışma artık tırmanış etapları ile kendisini göstermeye başlıyor. Sanırım yarış bundan sonra başlıyor herkes için. Ben ise tam istediğim tırmanış etaplarına geldiğim için çok mutlu oluyorum. Tırmanışlarda kendimi çok rahat hissediyor olmanın verdiği rahatlık, kendi tabirim ile belirli noktalarda yaptığım sıçrayışlar, ile önümde giden Benden yavaş koşucuları yavaş yavaş geçmeye başlıyoruz. Yarışmalara geriden başlamanın dezavantajını kendime avantaj haline getiriyorum. Önümde koşan yarışmacıları geçtikçe motivasyonum artıyor. Bu durum benim için eğlenceli bir oyun. Bu hedefle koşuya devam ederek, mümkün mertebe yoluma bu şekilde devam ederek istasyonlara ulaşmaya çalışıyorum.

Yarışma hızlı bir şekilde başlıyor. Ama hızımızı kontrol etmemiz gerekiyor. Acele etmek tüm yarışmacılar için ilerleyen zamanda yarışı erken bitirmek yerine yarış dışı kalmaya sebep olabilir. Les Houches’ten sonra ulaşmamız gereken 2. kontrol noktamız Le Delevret, 1764 m rakımlı ve başlangıç noktasından itibaren 13.8 km’lik mesafede. Bu noktaya oldukça rahat bir şekilde ulaşıyorum. Sezgin hocam ile adım adım yarışmanın keyfini çıkartarak mesafeleri kısaltıp, yükseltileri azaltıyoruz. Yarışmanın henüz başı olduğu için bu istasyonlarda oldukça kısa vakit geçirip, zaman kaybetmeden yolumuza devam ediyoruz. Yarışın 15. kmleri  olmasına rağmen ayak parmaklarımda ve topukta sürtünmelerden dolayı hafif problemler hissetmeye başlıyorum. Koşu esnasında uygun bir noktada ayakkabılarımı çıkartıp gerekli tedaviyi yapıp bantlıyor ve yoluma devam ediyorum. Koşunun başında ayakllarımdan böylesi kötü sinyaller almış olmak Beni endişelendiriyor doğrusu. Keza önümde daha 155km var.

  1. Kontrol noktasından sonra UTMB’nin ilk sıkı inişi var; 1785 m’den Saint-Gervais’e (818 m) 1106 m’lik oldukça sıkı bir iniş. Bu iniş esnasında bacaklarımı ve ayakklarımı test etmiş olacağım. Aslına bakarsanız bu yarışlarda inişler insanı tırmanışlardan çok daha fazla hırpalıyor. Keza inişlerde oldukça dik zemin hızlı koşmaya çokta müsait olmayan ağaç kökleri ve kayalar ile kaplı olunca inişler konusunda oldukça tecrübeli ve kontrollü olmak gerekiyor. Kendimizi yokuş aşağı bırakalım gidelim diyemiyorsunuz. Sonuçta dizlerinize iniş esnasında vücut ağırlığınızın 2 katı kadar bir yük biniyor ve bu da 170 km’lik bu uzun yarışın bitirilmesi sürecinde yarışın ilerleyen zamanlarında bacaklarınızda kas ve eklem noktalarında ciddi problemlere neden olabiliyor. Onun için Ben inişlerde mutlaka batonlarımdan destek alıp olabildiğince kontrollü bir şekilde koşmaya gayret ediyorum. Bu sene bacak kaslarını güçlendirmeye yönelik yaptığım crossift çalışmaları bu inişlerde meyvelerini vermeye başladı. Kendimi oldukça güçlü ve rahat hissettim. Geçen senelere göre …

Saint-Gervais inişi sırasında Sezgin hocam ile birlikteliğimiz Ben tempomu arttırdığım için sona eriyor. En azından 15 km boyunca birlikte koşup yol boyu birbirimize destek olmanın motivasyonu Bana çok iyi geliyor. Ama bu inişten sonra kalan 155 km boyunca yoluma tek başıma devam edeceğim.

Saint-Gervais’te kontrol noktasına geldiğimde Arzu ve Murat Beni karşılıyorlar. İstasyonda verdikleri yiyecekleri mümkün mertebe tüketmeden bu sene kendim için hazırladığım menüyü sevgili eşim Arzu’nun da yardımlarıyla belirli destek istasyonlarında yemeyi planlamıştık. Böylece daha iyi beslenip, yarışa daha güçlü bir şekilde devam edip, mide ya da yeme problemlerini de ortandan kaldırmış olacaktır. Keza bu planımız yarış sonuna kadar çok güzel devam etti ve Ben her yardım istasyonunda gerek organizasyonun verdiği damak tadıma uygun yiyecekleri gerek ise öncelikle Arzu’nun hazırladığı makarna ve çorbaları yiyerek yoluma iyi bir şekilde beslenmiş  olarak devam ediyorum.

9

Saint-Gervais ‘e geldiğimde genel durumum (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Saint-Gervais’ten sonra artık hava iyice kararıyor ve yarışın ilk akşamında kafa lambalı bir şekilde Les Contamines’e doğru koşmaya başlıyoruz. Hava güneşin batmasıyla birlikte çıkan rüzgar ile iyice soğumaya başlıyor. Her ne kadar soğuk havayı sevsem de esen sıkı rüzgar ısı kaybını arttırıp enerjimi soğurduğu için üzerime yağmurluğumu giyerek yoluma tempolu bir şekilde devam ediyorum. Yarışın 4. Kontrol noktasına kadar geçtiğimiz 10 km’lik etap görece kolay bir tırmanış ve uygun bir koşu zemini sunuyor. Keza gecenin karanlığında bu zemine alışmak için bir fırsat sunuyor koşuculara.

4 saat 36 dakika sonunda 30.7 km’de ki Les Contamines’e oldukça keyifli bir şekilde ulaşıyorum. Yine istasyonda Arzu ve Murat’ın Beni karşılamaları motivasyonumu arttırıyor. İstasyonda bu sefer daha uzun vakit geçirip bizleri bekleyen sessiz gece öncesinde mental ve bedenen kendimi hazırlıyorum. Keza yarışın ilk gecesi Benim için nasıl geçecek bilemiyorum. Onun için bu ön hazırlıklar önemli. Yine karnımı sıkı bir şekilde doyurup, ayaklarımda ki bandajları kontrol edip sıkılaştırıp, üzerimi gece şartlarına uygun hale getirip kaldığım yerden yola koyuluyorum.

Önümde Beni bekleyen Mont Blanc dağının oldukça dik, sıkı patikaları var gece boyunca ilerleyeceğim. Mümkün mertebe sabit bir hızda, tırmanışlar esnasında önümde ilerleyen diğer yarışmacıları geçerek ilerlemeye devam ediyorum. Bu arada gecenin ilerleyen saatlerinde rüzgar şiddetini iyice arttırıyor. Hava iyice serinliyor. La Balme kontrol noktasına geldiğimde saatimiz gece yarısını geçmiş 00:21 i gösterirken, 38.8 km’yi geride bırakıp, 2036 m’lik tırmanışı bitiriyorum. Gece yarısından sonra ufak bir yorgunluk ve uyku durumları baş gösterse de bu sorunumun üstesinden gelebilecek kadar kendimi güçlü hissetmenin verdiği avantaj ile yoluma zaman kaybetmeden Refuge de la Croix du Bonhomme istikametinde devam ediyorum.

Refuge de la Croix Du Bonhomme’e geldiğimde rakım 2439 m’yi gösteriyor. Yarışmanın 44.9 km mesafesini oldukça rahat bir şekilde geride bırakmanın keyfi ile 2911 m’lik tırmanış ardı genel durumum aşağıdaki tablodan görülebilir. Hedeflediğim gibi neredeyse yarışın başında 1200. sırada başladığım koşuya 45. Km’ye geldiğimde 867. olarak devam etmek yarış stratejimin yolunda gittiğini gösteriyor.

10

Refuge de la Croix du Bonhomme Genel Durum (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Refuge de la Croix Du Bonhomme istasyonunda bir süre dinlenip vakit kaybetmeden Les Chapieux’e ilerliyorum. Yine önümde gece karanlığında yapacağım ciddi bir iniş var. 2823 m zirve noktasından 1554 m’de ki istasyona 1269 m’lik iniş içeren 5.2 km’lik bu etabı oldukça hızlı bir şekilde iniyorum. Artık yarışa iyice adapte olmanın verdiği rahatlıkla bu zorlu orman içi patikaları hızlı bir şekilde geçebiliyorum. Geçmiş senelerde katıldığım bu yarışmalarda özellikle çıkışlarda sağladığım avantajları inişlerde kaybediyor olmak canımı sıkıyordu. Bu sene UTMB’de artık inişlerde de birçok tecrübeli yarışmacıyı geçiyor olmak Beni mutlu ediyor doğrusu.

11

8 saat 31 dakika sonra 7. istasyona Les Chapieux’e ulaşıyorum. Bu zorlu iniş esnasında ortalama hızım 7.42 km/s ulaşmış. Bir önceki istasyona 867. olarak ulaşmış, bu istasyona geldiğimde ise 827. olarak 40 kişiyi ardımda bırakmışım. 24 dakikalık beslenme ve dinlenme ardı 2507 m’de ki Col de la Seigne istasyonuna doğru devam edecek 10.2 km’lik yolculuğuma başlıyorum. Beni bu etapta 958 m’lik ciddi bir tırmanış bekliyor. Bu arada yükseklerde hava sıcaklığı neredeyse 5 derece civarında ve esen sıkı rüzgar oldukça fazla üşütmeye ve enerji kaybettirmeye başlıyor. Bu süreçte daha fazla ısı kaybetmemek için eldivenlerimi de elime geçirerek koşmaya devam ediyorum. Yoluma bir vadiden devam ederek tempoyu hiç düşürmeden 2507m’de ki 7. istasyon olan Col de la Seigne’e 2,5 saat sonunda ulaşıyorum. Oldukça zorlu bir patika olmasına rağmen bir önceki istasyonda iyi dinlenmiş olmam bu zorlu patikayı oldukça hızlı geçmemi sağlıyor. 11 saat 02 dakika sonunda ulaştığım bu istasyonda artık neredeyse gün ışımak üzere. Ama havanın en soğuk olduğu saatler. İstasyonu hızlı bir şekilde geçiyor ve yoluma UTMB parkuru üzerinde ulaşabileceğimiz en yüksek nokta olan 2563m lik Col des Pyramides Calcaires istikametinde devam ediyorum. 2563m lik zirve noktasına ulaştığımda artık önümde Lac Combal’a kadar devam edecek yeni bir iniş etabı var.

Col de la Seigne istayonunda ki genel durum (Kaynak : UTMB Organizazyon)

1.5 saatlik inişler ve çıkışların olduğu bir patika Beni Lac Combal’e saat 05:03’te ulaştırıyor. Artık kendimi çok daha rahat hissediyorum. İstasyonda ihtiyaçlarımı karşılayıp zaman kaybetmeden doğan güneşinde verdiği enerji ile bulutların üzerinde harika manzaralar eşliğinde yoluma devam ediyorum. 9. Zirve istasyonu için önümde Beni bekleyen yaklaşık +500 m’lik tırmanış için tempolu bir şekilde yürümeye başlıyorum. Dağlarda olmanın motivasyonu Benim için kilometrelerin keyifle kısalmasını sağlıyor. 1 saatlik tırmanış ardı yeniden dağların zirvesindeyim. Rakım 2417 m’yi gösteriyor. Bu noktadan sonra Courmayeur’e kadar 8.5 km boyunca 1280 m’lik oldukça ciddi bir iniş var.

İniş sırasında ayaklarımın altında ve parmaklarımdaki patlaklar iyice su koyuveriyor. Aslında çok rahat ve hızlı inebileceğim bu 8.5 km’lik etabı maalesef acı çekerek, oldukça yavaş bir tempoda inmek zorunda kalıyorum. Üstüne üstlük bir de iniş patikasının Courmayeur’e yakın son 3 km’sinde patikaların düzensiz merdiven basamakları şeklinde üzeri ince toz tabakası ile kaplı olması ve önde koşan koşucuların kaldırdığı bu tozu yutarak gidiyor olmam ekleniyor. Evet sonuç olarak UTMB’de koşuyorum, herkes aynı şartlarda koşuyor, söylenmeyi bırakıyorum ve Courmayeur istikametinde istasyona ulaşmak için hızımı arttırıyorum.

Courmayeur’e ulaşmak için kendime 15 saat gibi bir hedef süre koymuş olmama rağmen ayağımdaki patlakların Beni yavaşlatması yüzünden ancak 16 saat 18 dakika da girebiliyorum istasyona.

Şimdi yenilenme zamanı. Yine Arzu ve Murat Beni karşılıyorlar. Bu arada kısa bir süre Arzu’nun yanından ayrılıp sadece koşucuların girebildiği yemek ve dinlenme katına çıkıyorum. Bu alanın bir kısmında ayrılmış medikal bölümünü görüyorum. İçeride masaj ve ayaklarına tedavi yaptıranlar dikkatimi çekiyor. Ben de içeri girip sağlık görevlilerine ayaklarımdaki durumu göstermek istiyorum. İçeride bir sürü koşucu ya bacaklarına masaj yaptırıyor ya da patlayan ayaklarına özel medikal bantlar ile kaplama.

Sağlık görevlisi Beni masaya yatırıyor. Ayak tabanlarımdaki problemleri inceleyip, uygun şekilde paketleyip, yoluma devam etmemi sağlayacaklar. Bu arada yarışma öncesi ayaklarıma yaktığım kına tüm sağlık görevlilerince başta oldukça dikkat çekici gözler ile karşılanıyor. Koşu nedeniyle ayaklarımın kan revan içinde kaldığını düşündükleri için bir tuhaf bakıyorlar. Ama durumu kendilerine izah ederek bunun bir geleneksel boya yöntemi olduğunu ve deriyi güçlendirmek için uygulandığını anlatınca sanırım bir ohh çekiyorlar.

Sağlık görevlisi ayağımda Benim daha önce yaptığım bantlamaları çok yavaş ve dikkatli bir şekilde çıkartıyor. Su toplayan deriyi yerinden kaldırmadan bu işlemi yapmak gerekiyor. Keza zarar gören deri kalkması durumunda açık yaradan dolayı koşmamı iyice zorlaştırmış olacak.

Doktor patlak noktaları tek tek temizliyor. Şırınga ile içeride biriken sıvıyı boşaltıyor. Yol boyu benzer uygulamayı 2 yerde Ben de kendime uyguladım ve patlak yerleri ipek bant ile sararak Courmayeur’e gelebildim. Şimdi aynı işlemi doktor 2 ayağıma birden özenli bir şekilde uyguluyor. Bu süreç umduğumdan daha yavaş ve uzun sürüyor. Arzu’ya 5 dakika için yukarıya çıktığımı söylediğim andan itibaren neredeyse 30 dakika geçti. Beni oldukça merak ettiğini düşünüyorum içimden. Ama haber verebilme şansım şu anda yok. Ayak tabanlarım ve topuk paketlemesi bittikten sonra sıra parmaklara gerekiyor. Bir 15 dakika da onlar için uğraşılıyor ve 45 dakika dinlenme molam sonunda paketlenmiş 1 numara büyümüş ayaklarımı ayakkabılarıma sokmaya çalışıyorum. Neyse ki bu yarışlarda edindiğim tecrübe gereği bu sefer 42.5 numara ayağıma 44 numara ayakkabı aldığım için paketlenmiş ayaklarımı biraz zor olsa da ite kaka ayakkabıların içine sokuyorum. Koşu sırasında bantlar iyice basılacağı için çok daha rahat hareket etme şansı bulacağım.

Medikal müdahale ardı hızlıca Arzu’nun yanın iniyor ve bir şeyler yiyor üzerimdeki ıslak tişörtü değiştiriyorum. Courmayeur’de 1 saatten uzun bir süre kalıyorum. Ama medikal müdahale bundan sonra kalan 90 km süresince Benim çok daha rahat bir şekilde yola devam etmemi sağlıyor. Doktorun bir uyarısı koşmamam yönümde oluyor. Bandajların açılmaması için bu şart koşuluyor.

Courmayeur’deki ana istasyonda gelenlerin birçoğu yukarıda koşucular için hazırlanmış sessiz bölümde kampetler üzerinde üzerleri örtülü bir şekilde istedikleri kadar uyuyabiliyorlar. Ben daha önceki 3 koşumda hiçbir istasyonda ne uyumuş ne de medikal destek almıştım. Bu geleneği bu sene medikal destek alarak bozmuş oldum. Hatta Courmayeur’de bacaklarıma masaj yaptırmadığım için pişman bile oldum. Gerçi yarışmanın 2. kısmında koşamadığım için hızım o kadar düştü ki yarışma sonunda patlak ayaklarım dışında ağrıyan hiçbir uzvum yoktu.

Courmayeur’de ki genel durum gösteriyor ki bir önceki Col Checrouit’a 798. olarak ulaşıp Courmayeur inişimde birçok koşucu tarafından geçilmişim ve istasyona 849. olarak girmişim.

12

Courmayeur’daki genel durum (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Courmayeur’daki bir saatlik teknik destek ve dinlenme sürecini yarışın kalan 90 km’lık kısmında kendime avantaja dönüştürmek için artık yokuş etaplarında ve düz zeminlerde (170km boyunca yarışmada düz tabir ettiğimiz patikalar neredeyse hiç yok gibi, ya hep dik tırmanışlar ya da dik inişler var ) çok daha hızlı giderek telafi etmeye çalışacağım.

Courmayeur ana istasyon noktasından (1192 m) sonra rotamız 1979 m’deki 12. kontrol noktamız Refuge Bertone. UTMB’nin kalan son 90 km’lik etabını, 2014 yılında Courmayeur’den başlayıp Chamonix’e ulaştığımız CCC yarışı sırasında koşmuş olmanın avantajını kullanma zamanı. Refuge Bertone istasyonuna 1 saat 30 dakika gibi kısa bir sürede ulaşıyorum. Tırmanış boyunca ayaklarımı oldukça rahat hissettiğim için önümde ilerleyen bir çok koşucuyu geçerek ilerliyor olanın motivasyonu içimi rahatlatıyor. Ve Refuge Bertone’de 171 km’lik yolu yarılamış oluyorum.

Refuje Bertone’de kısa bir mola ardı 7.3 km ileride ki Refuge Bonatti’ye de oldukça rahat bir tempo ile ulaşıyorum. Ayaklarımdaki acı azaldıkça hızım da artıyor. Ama Courmayeur’den bu noktaya kadar neredeyse hep tırmanış olduğu için, ayaklarımı çok zorlamadığım için rahat hissediyorum. İnişlerde duruma bir kere daha bakacağız.

Organizasyonun daha önce SMS ile uyardığı gibi öğleden sonra sıcaklık 35 derece civarına ulaşıyor. Güncel saat 14:28’i gösteriyorken 14. istaston Arnova’ya orman içinden güzel bir patika takip ederek ulaşıyorum. İşte bu istasyondan sonra günün en sıcak saatleri boyunca Grand Col Ferret zirvesine yapacağımız tırmanış öncesi biraz enerji depoluyorum Arnova’da.

22 dakikalık dinlenme ve beslenme molası ardı 1771 m’den başlayan 4.4 km’lik dik bir tırmanış ile 2527 m’lik Grand Col Ferret zirvesine 1 saat 24 dakikada ulaşıyorum. Tırmanış boyunca birçok koşucu mola verip, durmak zorunda kalıyor bu zorlu patikada. Hava gerçekten sınırları zorluyor.  Ben de içimden durmayı geçirsem de bir şekilde durmak insanın daha da fazla yorulup motivasyonunu kaybettiriyor. Onun için yarış boyunca ayrıldığım istasyondan bir diğerine giderken durup dinlenmeden, sürekli patikanın durumuna göre hızımı ayarlayıp yolumda devam ediyorum. Aynı strateji ile Grand Col Ferret zirvesinde ki kontrol noktasında ulaşıyorum. Koşu süresince belki de en zorlandığım anlardan birisi, bu zirveye ulaşırken aşırı sıcakta sarf ettiğim çaba oluyor. 35 derece sıcakta yol boyu geçtiğimiz tüm dere ve akarsuları kullanarak su içiyor ve bedenimizi ıslatarak yola devam ediyoruz.

Şapkamı tamamen ıslattıktan 10 dakika sonra tamamen kuruduğunu düşünürsek havanın ne denli sıcak olduğunu Sizler de tahmin edebilirsiniz. Zirvede kontrol noktasında kurulu kulübenin gölge tarafını tüm koşucular dinlemek için seçmişler. Ben de aynı tarafta ayaklarımı manzaraya karşı uzatıp, iniş yapacağım vadi boyunu izleyip, devamında 15 dakika boyunca gözlemi kapatıp uyuyorum. Bu dinlenme süreci bu sıcakta o kadar iyi geliyor ki 15 dakika sonunda yeniden canlanıyorum. Koşu süresince kısa süreli bu göz kapatıp dinlenmeler inanılmaz şekilde canlandırıyor Beni. Koşuya kaldığım yerden devam ediyorum.

13

Grand Col Ferret te genel durum (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Grand Col Ferret’i arkamda bırakıp 2527 m’den bırakıyorum kendimi patikanın akışına. Havanın yakıcı etkisi kendisini bütün şiddeti ile vadi içinde de göstermeye devam ediyor. İnişlerde ayaklarımı zorlamak istemediğim için oldukça düşük tempo ile koşmaya çalışıyorum. Oldukça iyi olmama rağmen doktoru dinleyip ayaklarıma zarar vermemek için bu güzel iniş patikasını sakin bir tempo ile inmeye çalışıyorum. Yine tırmanış süresince geçtiğim koşucular arkadan gelip geçiyorlar Beni. Doğrusunu söylemek gerekirse en çok buna canım sıkılıyor.

24 saatin sonunda 1603 m rakımlı La Fouly istasyonuna geliyorum. Dile kolay tam bir gün geride kaldı. Günün saati 18:13 gösterirken 16. kontrol noktasındayım; yarışmanın 111.9 km’sini geride bırakıp, 6753 m tırmanışı tamamlamış oluyorum. 22 dakikalık yeme içme ve dinlenme faslı ardı, 17. istasyon Champex Lax’a doğru yola koyuluyorum. Hava kararmadan mümkün mertebe çok yol almaya çalışacağım.Bu arada havada ki bulutlanma ilerleyen saatlerde Bizi bekleyen fırtınanın habercisi olmayı işaret ediyor. Gün boyu aşırı sıcak ardı doğrusu böylesi bir hava hareketi olmasını beklemiyor değildim. Ama hazırlıklarım tamam, yola devam ediyorum.

14 km’lik La Fouly – Champex Lac geçişini 3 saat civarında tamamlıyor ve saat 21.19’da havanın da iyice kararması ile Champex Lac’a ulaşıyorum.  Champex Lac istasyonuna girmeye yakın başlayan yağmur, yarışmanın bundan sonraki kaderini belirleyecek gibi. Bu istasyonda Arzu ile yeniden buluşuyoruz. Yeme içme ve üst baş revizyonundan sonra 20 dakika kadar uyuyorum. Neyse ki istasyonlarda uzun deskler artık daha boş oluyor. Üzerlerine uzanıp kısa bir süre dinlenmek ya da uyumak çok iyi geliyor. Courmayeur’den sonra Champex Lac istasyonunda da uzun bir mola veriyorum 21:19 da istasyona girip, 55 dakika kalıp, 22:14 de istasyondan çıkıyorum.

14

Champex Lac Genel Durum Grafiği (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Champex Lac istasyonundan gecenin karanlığında ayrılıp, La Giete’ye doğru yöneliyorum. Önümde aşmam gereken 838 m’lik orman içi ciddi bir tırmanış Beni bekliyor. İstasyon çıkışı ile birlikte 10 dakika sonra yağmur şiddetini iyice arttırıyor, bardaktan boşanırcasına tabir ettiğimiz şekilde yağmaya başlıyor. Sıcaklık yine yağmurun ve rüzgarın da etkisi ile 10 derecenin altına iniyor. Gün boyu 35 derece üzeri sıcaklar ile boğuşup dururken, bu seferde fırtına ve rüzgar ile düşen hava sıcaklıklarından dolayı hipotermi geçirme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bir ara yağan yağmur şiddetini öyle bir arttırıyor ki önümü görmem zorlaşıyor. Yol boyu ilerlerken ne önümde ne arkamda hiçbir koşucunun ışığını uzun süre göremediğim için, içime yarışın durdurulmuş olabileceği konusunda bir şüphe düşüyor. Geçen yarım saat sonunda tepelerde giden koşucuların kafa lambalarını görmem içimi rahatlattı. Doğrusu uzun bir süre bu zorlu şartlarda, gecenin karanlığında bir ışık arıyor insanın gözü. Bir süre sonra önümde ilerleyen koşucuları yakalıyor ve onlar ile birlikte ilerlemeye başlıyorum. Bu arada aşırı şiddetli yağan yağmurdan dolayı ayaklarımın ıslanması nedeniyle Courmayeur’de paketlenmiş ayaklarım yeniden sıkıntı yaratmaya başlıyor. Zirve geçidinde durarak yeniden ayaklarımı paketlemek için uğraşıyorum. Ama elimde yeterince ipek bant kalmadığı için tam olarak kapatamıyorum patlak yerleri. Olduğu kadar deyip soğumadan, yağan yağmur altında yoluma devam ediyorum. La Giete istasyonuna bol çamurlu kaygan bir orman patikasından iniyoruz. Yarış saatim 31 saat 25 dakikayı gösterirken istasyona ulaşıyorum. Kontrol noktasına geldiğimde bu istasyonda da medikal görevliler olduğunu görüyorum ve ayağımın durumunu gösterip, yardımcı olmalarını istiyorum. İlgili sağlık görevlisi arkadaş 15 dakikalık bir müdahale ile ayaklarımdan bandajları çıkartıp, yerine çok da iyi olmayan yeni bandajlama yapıp, Beni gönderiyor. En azından daha öncekinden iyidir diyerek yoluma devam ediyorum.

Bu arada şartların zorlaşmış olması Benim işime yarıyor; hem tırmanışlar hem de iniş etaplarında ayağımı da iyi hissettiğim sürece önümdeki koşucuları geçerek devam etmeye başlıyorum. Bu durum gecenin ilerleyen saatlerinde devam eden şiddetli yağmur ve fırtınaya rağmen motivasyonumu oldukça fazla arttırıyor. Bu istasyondan sonra önümde sadece 34 km kalmış.

15

La Giete Genel Durum Grafiği (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Hızımı giderek arttırarak yine UTMB  parkuru içinde önemli bir istasyon olan Trient’e ulaşıyorum. Arzu ve Murat Trient istasyonunda Beni karşılıyorlar. Belki de yarışın en kritik istasyonlarında bir tanesi. Hava şartları da kötü olduğu için bu istasyonda yolun kalan 29 km’lik kısmı için iyice enerji toplamam gerekiyor.

16

Trient Genel Durum Grafiği (Kaynak : UTMB Organizazyon)

02:46’da girdiğim Trient istasyonundan, iyice beslenip, bir sürede uyuyarak 3:57’de çıkıyorum. Şimdiye kadar en uzun süre kaldığım ve dinlendiğim istasyon Trient oluyor. Ama geçen bu süreyi kalan 29 km’de kendim için büyük bir avantaja çeviriyorum. İstasyon çıkışında bedenen soğuduğum için oldukça sıkıntı çektim. Eldivenler, yağmurluk bile ilk 3-4 km boyunca sıcak kalmama yetmedi. Neyse ki koşu tempomu arttırıp 5. Km’lerden sonra iyice ısınmaya ve ortama adapte olmaya başladım. Hava sıcaklığının 5 derece olduğu düşünülürse gecenin ilerleyen saatlerinin ne denli zor geçtiğini Siz düşünün. Bol çamur, yağmur ve soğuk koşucuları kalan son 29 km’de iyice yavaşlatıp Benim için bir avantaja dönüştürmüş oldu.

Trient’ten sonra ki Catogne istasyonuna kadar ki etabı oldukça hızlı bir tırmanış ile varıyorum. Catogne istasyonunda 1 dakika durup, su içip, yoluma devam ediyorum. Dinlenmenin faydaları fazlasıyla kendini göstermeye başladı. Catogne istasyonundan sonra, yarışmanın 35 saat 30 dakikası geride kalmış, 9060 m’lik tırmanış tamamlanmış ve genel sıralamada 2600 katılımcı arasında 759. olarak emin adımlarla yoluma devam etmenin mutluluğu güneşin de doğmaya başlamasıyla büyük bir keyife dönmeye başlıyor. Yağmur ve soğuk etkisini kaybettikçe hızım iyice artmaya başladı. Vallorcine istasyonuna Bilgisayarların süre tahmininden 1.5 saat önce gelmiş olmak Arzu ve Murat’ı çok şaşırttı. Trient’teki uzun mola ayaklarımı iyi hissetmeme ve inişlerde oldukça hızlı koşmama olanak sağladığı için belki de Trient’ten sonra sürekli önümde giden koşucuları tırmanış ve inişlerde geçerek ilerlemek yüzümü güldürdü.

Valloricine’de yine 24 dakikalık bir beslenme ve dinleme periyodu ardı, artık önümde kalan son tırmanış etabı için büyük bir enerji ile yola koyuldum. Artık önümde sadece 966 m’lik zorlu bir tırmanış ve 18 km’lik bir yol var. 2014 yılında koştuğum CCC yarışında, Vallorcine ile La Tete Aux Vents arasındaki etap Benim için yarışın en zor kısmı idi. Ama bu sefer aynı zorluğu yaşamadan, tahmin ettiğimden de hızlı bir şekilde zirve noktasına ulaştım. Bu sefer gündüz gözü ilerlemenin avantajı ve olağanüstü Mont Blanc manzarası eşliğinde koşa zıplaya yoluma devam ettim.

Bir sonraki kontrol noktası La Flegere’ye  ulaştığımda artık vadi içindeki Chamonix görünmek üzere idi. Son 9 km ve 1870 m’den 1036 m’deki Chamonix’e orman içinden güzel bir patikadan iniş. Kalan bu 9 km’nin tadını çıkartarak Chamonix’e doğru keyifli bir şekilde koşmaya devam ediyorum. Zorlu bir yarışı daha keyifle ve bir çok şey öğrenerek bitirmek üzere olduğumu içimden geçiriyorum. Her yarış çok güzel tecrübeler kazandırıyor insana. Başlıyor ve iyi hazırlandıysan bitiyor. Ben de böylesi zorlu ama bir o kadar güzel bir doğanın içinde koştuğum bu yarışın sonuna yaklaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Chamonix’e inip yolun kalan 2.5 km’lik kısmında binlerce insanın tezahuratları arasından finish tagına ilerlemek ise tarif edilemeyecek bir duygu. Sanırım bu yarışa katılıp yaşamak lazım anlayabilmek için. Finish tagına yakın Arzu, Murat, Aykut ve diğer dostların Beni karşılayıp Finish tagına kadar Benimle koşmaları belki de yarışmaya katılmak için en güzel sebeplerden birisi. Ve saatlerimiz 28-Ağustos-2016 11:09’u gösterirken 41:08:18 süren bu zorlu mücadelenin sonuna geliyorum.

17

Ve 41:08:18 saat sonra  son Durak Chomonix Genel durum Grafiği (Kaynak : UTMB Organizazyon)

Bugün Benim doğum günüm; 42. yaşımda başladığım UTMB 2016 yarışını 43 yaşıma girerek tamamlıyorum. UTMB gibi oldukça zorlu bir yarışta dünyanın en iyi elit sporcuları arasında koşarak ve yarışmayı bitirerek kendime harika bir doğum günü hediyesi vermiş oluyorum. Bu yarışma sonunda hedeflerimden bir tanesini daha başarı ile sonuçlandırmanın büyük mutluluğunu yaşıyorum.

Yarışa başlayıp bitirdim ama bu süreçte belki de Ben işin en kolay kısmını yaptım. Süreçte teşekkürü hak eden bir çok isim var. Sıra teşekkürlerde :)

18

Yarışma öncesinde ve yarışma süresince her daim yanımda olan sevgili eşim Arzu ile yarışmanın keyfini birlikte çıkarıp, oldukça zorlu şartlarda geçen 41 saat boyunca Bana bir çok istasyonda yağmur, çamur, sıcak, soğuk demeden destek sağladığı için kocaman bir teşekkür etmek isterim.

Sevgili Murat Temizsoy, geçen bu 41 saat boyunca Arzu’ya eşlik edip, bir çok istasyonda sağladığın destekten dolayı Sana da kocaman bir teşekkür etmek isterim.

Yarışma öncesi ve sonrasında her daim yanımızda olan Ailelerimize kocaman teşekkürler.

20

Yarışma süresince emeği geçen organizasyon görevlileri de bu teşekkürleri hak ediyor Bence. Yarış öncesi, yarış süreci ve sonrasında harcanan emeğin büyüklüğü ancak yarış koşulurken anlaşılabiliyor. Kocaman bir teşekkür.

21

Yarışmaya katılan, bitiren ya da bitiremeyen tüm sporcu dostlara kocaman teşekkürler. Onlar olmasa bu güzel yarışmalara katılma şansımız da olmayacak tabii ki.

Yarışma süresinde birlikte kaldığımız ve her türlü konuda bilgi ve desteklerini Benim ile paylaşan Faruk Kar, Utkuer Yaşar, Aykut Çelikbaş, Mustafa Sezin Üçbilek kocaman teşekkürler.

Raidlight takım üyesi olarak Raidlight Türkiye Distribütoru Emre TOK’a teşekkürler.

22

  Yarışmadan hemen sonraki genel durumum J

  En büyük destekçim sevgili eşim Arzu ile.

Yarışma öncesinde, sırasında ve sonrasında Bana destek veren Tüm Dostlara Kocaman teşekkürler J

Türkiye’den değişik katagorilerde yarışa katılan dostlar Beni karşılamaya geliyorlar. Bu arada ayaklara dikkat J

Not: Yarış bittikten sonra İsviçre ve Almanya’da 2 hafta sürecek yeni bir maratona başladık. İsviçre’de Matterhorn ve Eiger dağlarında tırmanışlar ve yürüyüşler yaptık. Cenevre’nin neredeyse tamamını gezip, Almanya – Berchestgaden ve Avusturya – Salzburg’da keşif aktivitelerine devam ettik.

Yarışma ardı ayaklarım dışında hiçbir sıkıntı çekmedim. Yaptığım antrenmanların verimliliğini bu yarışma ile test edip ne kadar doğru antrenmanlar yapmış olduğumu görmüş oldum. Ayaklarımdaki patlaklar ise 1 hafta içinde düzeldi. Bir hafta sonra Alpler’de yeniden yürüyüş ve tırmanışlar yapabilecek kadar iyi durumda idim.

23

Not : Yarışma konusunda daha detaylı bilgilendirme için dumanica@gmail.mail adresinden Bana ulaşabilirsiniz.

Tüm fotoğraflar Arzu-Derya DUMAN tarafından çekilmiş ve tehlif hakkları çekenlere aittir ©

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir