Persenk Ultra 2016 Yarış Raporu

PERSENK ULTRA MARATONU YARIŞ RAPORU. YAZAN: FIRAT KARA

PERSENK ULTRA

Persenk gibi UTMB kıvamında (parkuru UTMB’den çok daha sert) bir yarışa hazırlanmak için aylar gerekti. Hatta UTMB’ye hazırlanan arkadaşlarımızın sekiz ay önceden planlamalarını yapmaları ve antrenmanlarına başlamaları düşünülürse ciddi bir hazırlık dönemi kaçınılmazdı.

UTMB kurası bu yıl da çıkmayınca antrenman planlaması yapmadım ve iyi bir antrenman dönemi geçiremedim. Persenk hiç aklımda yoktu fakat UTMB’nin değişen puan sistemi nedeniyle 2017’deki öncelikli kayıt hakkımı sürdürebilmek için 6 puanlık bir yarış koşmam gerekiyordu. Bunun için önümde iki seçenek vardı. Ya Persenk’i tamamlayacak ya da LYUM’da bir hafta koşacaktım. Zaman kısıtı nedeniyle Persenk bana daha uygundu.

YARIŞ KÜNYESİ

Yarış Mesafesi                                  :                              160 kilometre

Toplam İrtifa Kazanımı                  :                              7150 metre +

Toplam İrtifa Kaybı                         :                              7150 metre +

Yarış Bitirme Süresi (Max)           :                              44 saat

Yarışın Başlama Yeri                       :                              Asenovgrad (Aced. Nikoyay Haytov Meydanı)

Yarışın Bitiş Yeri                              :                              Asenovgrad (Aced. Nikoyay Haytov Meydanı)

Ascenovrad Lokasyon                    :                              Ankara’ya 850 km. – İstanbul’a 400 km.                                                                                                                                                           Plovdiv’e 20 km. – Sofya’ya 165 km.

Yarışın Geçtiği Bölge                       :                              Rhodoph Dağları

Yarış Güzergahı                                :                              Asenovgrad – Dobrostan – Yugovo – Pashalıtsa Hut

Hvoyna – Orehovo – Wonder Bridge –Tsırkova Church

Persenk Hut – Mıtnıtsata – Orehovo – Byala Cherkva

Baba Peak – Asenovgrad

ITRA Bitrime Puanı                          :                              6

Dağ Derecesi                                     :                              6

Min.-Max İrtifa                                 :                              250 – 2100 metre

Yarışın En Yüksek İrtifası               :                              Persenk Zirvesi (2100 metre)

Parkur                                                  :                              Yol, patika, ipli iniş, dere geçişi, kaya tırmanışı, çarşak, jungle, yer yer teknik geçişler

Kontrol Noktaları (CP)                   :                              10-15 km mesafelerde var. En aralıklı kontrol noktaları ilk CP 17,5 km. son CP 19 km.

persenk-ultra-2016-2

DİĞER PARKURLAR

Wild Bear Ultra                : 110 km mesafe, 4900 metre irtifa kazanımı. Cuma günü 18’de Perskenk Ultra’yla aynı anda başlıyor ve Persenk’in parkurunu takip ediyor (sadece Persenk Ultra’nın Orehova’dan sonra Persenk Zirveye de çıkan 58 km’lik bölümü içermiyor)Parkur Persenk’le aynı, 5 ITRA puanı veriyor, 30 saat zaman sınırı var.

Orehovo Ultra                  : 50 km mesafe 2170metre irtifa kazanımı. Cumartesi sabah 10’da Orehova’da başlayıp Orehova’da bitiyor, 10 saat zaman sınırı var, 3 ITRA puanı veriyor.

persenk-ultra-2016-3

PERSENK ULTRA’YA KAYIT

Persenk gibi UTMB kıvamında (parkuru UTMB’den çok daha sert) bir yarışa hazırlanmak için aylar gerekti. Hatta UTMB’ye hazırlanan arkadaşlarımızın sekiz ay önceden planlamalarını yapmaları ve antrenmanlarına başlamaları düşünülürse ciddi bir hazırlık dönemi kaçınılmazdı.

UTMB kurası bu yıl da çıkmayınca antrenman planlaması yapmadım ve iyi bir antrenman dönemi geçiremedim. Persenk hiç aklımda yoktu fakat UTMB’nin değişen puan sistemi nedeniyle 2017’deki öncelikli kayıt hakkımı sürdürebilmek için 6 puanlık bir yarış koşmam gerekiyordu. Bunun için önümde iki seçenek vardı. Ya Persenk’i tamamlayacak ya da LYUM’da bir hafta koşacaktım. Zaman kısıtı nedeniyle Persenk bana daha uygundu. Ancak koca bir sezon minumum antrenmanda kalmak Haziran’da hiç koşamamak beni çok düşündürüyordu. Persenk kayıtın son günü 14 Temmuzda katılmaya karar verdim. Önümde Aladağlar ve Persenk gibi iki ciddi koşu vardı ve antrenmansızdım. Üstelik Aladağlar’la Persenk arasında 6 gün bulunuyordu. Benim için farklı ve heyecanlı bir durum oluşmuştu. Üç haftalık antrenmanla altı gün içinde iki zorlu yarışı bitirebilirsem benim için çok güzel bir sonuç olacaktı.

persenk-ultra-2016-1

HAZIRLIKLAR

Haziran ayı tamamen ve Temmuz’un ortasına kadar yurt dışına çıkmam ve seyahatlerden dolayı hiç antrenman yapamamıştım. Bu bir buçuk aylık süreçte haftada bir kez 10-15 km. koşarak hiç olmazsa bir gün antrenman yapıp vücudun tamamen soğumasını engellemeye çalıştım.

Aladağlar ve Persenk’e böyle gidemezdim. Gerçi bu antrenman seviyesinde yarışları zaman sınırı içinde çok rahat bitirebilirdim ama bu kadar yavaş koşmak da pek bana göre değildi. Kendim içinde yeni bir durum oluşmuştu. Üç haftalık antrenmanla ne yapacağımı görecektim. Şu ana kadar tek parçalı en uzun koştuğum yarış UTMB TDS 120 km. ve 7000 metrenin üzerindeydi 21 saat sürmüştü. Persenk bundan çok daha uzun ve iki gece sürecek bir yarıştı. Bu yıl 45 km’den uzun bir yarışta koşmadığım gözönüne alınırsa benim için çok zorlu ve ciddi bir test olacaktı. Bu zor şartlar altında bu sürece girecek olmak beni heyecanlandırıyordu.

persenk-ultra-2016-7

Yine de Persenk’e gitme konusunda kesin kararlı değildim. Çünkü hakikaten çok ciddi bir parkurdu ve uzun süre hazırlanmak gerekiyordu. Üç hafta bana yeter miydi? Erciyes SKY’da karşılaştığım birçok arkadaşımda bu kadar kısa sürede böyle bir maceraya girmemem konusunda görüş belirtseler de denemeye karar verdim.

Zaten ultra koşan tüm arkadaşlar her yarışta yeni bir şey öğreniyor, kendimizi ve sınırlarımızı biraz daha tanımıyor muyduk. Bu da benim için yeni bir test olacaktı.

Aladağlar’a 28 gün kalmıştı ve Erciyes Ultrayla antrenmanlara başlamaya karar verdim. Aslında bu hazırlık için üç hafta var demekti. Aladağlar’dan bir hafta önce antrenman temposunu iyice düşürüp dinlenmeye geçecektim Aladağlar’ı koşup Persenk’e kadar yine dinlenecektim dolayısıyla önümde üç haftalık bir hazırlanma süreci vardı. Üç haftalık antrenmanla Aladağlar ve Persenk’i bitirmeye çalışacaktım.

Erciyes Aladağlar için de irtifa bakımından iyi bir seçimdi. Erciyes’e yurt dışından sıfır irtifadan geldiğim için ilk gün 10 k koşacaktım.Sonra da irtifa tırmanışı ve Vertical yarışını planladım. Yarıştan bir gün öncede 2700 metreye çıkıp indim.

Erciyes’te 10 k koştum. Koşudan hemen sonra 3917 metrelik zirveye çıkmayı planladım fakat kar ve buz kulvarı teknik malzeme gerektiriyordu. 3500 metreye kadar çıkıp indim ve iyi bir irtifa antrenmanı oldu. Bundan 13 saat sonra Vertical yarışını koşup bin metrenin üzerinde tırmandım. Üç gün irtifada kalmış ve antrenmanlara başlamıştım.

persenk-ultra-2016-8

Takip eden hafta en verimli antrenmanımı yaptım. İki tepe (1100 metre ve 800 irtifa kazanımı) bir hız, bir rejenerasyon bir de uzun antrenman yaptım. Bu antrenmanların maksimumu 2 saat 10 dakikaydı. Fakat takip eden hafta bir kez bir saat 15 dk koşabildim. Bunu çok önemsemedim çünkü hafta sonu Aladağlar da antrenman yapacaktım.

Aladağlar’ı koşacak ve böyle bir irtifaya ilk kez çıkacak Hakan’la hafta sonu bölgeye gidip bir günde yarış parkurunu yürüme planı yaptık. En verimli antrenmanımız bu oldu. Gece 10 da Ankara’dan çıktık yolda uyuduk sabah 9’da Mümtaz Çankaya evinden çıktık 13 saatlik bir yürüyüşle eski parkuru tamamladık. Ertesi gün de Narpuz Vadisinde irtifa tırmanışı yaptık. 3. Haftada toplam 50 km koştum 1100 metre tırmandım ve üç haftalık hazırlık periyodunu bitirdim. Sonraki hafta Aladağlar yarışı vardı o hafta hiç antrenman yapmadım Aladağlar’ı koştum ve Persenk’e kadar 5 gün dinlendim.

ASCENOVRAD’A MACERALI YOLCULUK

Ülkemizdeki elim darbe girişiminden sonra yeşil pasaportlulara yurt dışı yasağı konulduğunda Persenk Ultra bu yıl hayal gibi görünüyordu bana fakat yarışa bir hafta kala yasak kaldırılınca bir umut doğmuştu. Kuruma izin yazısı yazdım ve yarıştan iki gün önceye kadar onay bekledim.

Yarış Cuma günüydü. Çarşamba 12’de onay yazısını alabildim. Muazzezle sürekli irtibat halindeydik. Otel rezervasyonumuzu o ayarladı. Onay yazısını aldıktan sonra hemen eşyalarımı hazırlayıp 4:30 İstanbul aracına binip akşam 23 Sofya servisine yetişecektim. Eve giderken ayağım fiber internet için kazılan çukura girdi, bilek kemiğimi vurdum ve zedeledim. Bulgaristan’ı da düşünerek hemen tetanoz aşısı yaptırdım. (Başta önemsemediğim bu durum ertesi gün şişen ve ağrıyan bir bilek olarak beni bayağı uğraştıracaktı.)

persenk-ultra-2016-4

İstanbul’da otobüs değişip ucu ucuna 23:05 de İstanbul’a ulaşıp araca binebildim. Araçta 50 km koşacak Ayşegül’le 160km koşacak Mustafa vardı. Tabi bu koşuşturma içinde kurduğumuz whatsup grubunda da heyecan yükselmişti, herkes mesajlarıyla benimle birlikte otobüse yetişmeye çalışıyordu. Türk ekibi arasında inanılmaz bir dayanışma ve bütünleşme daha yola çıkmadan başlamıştı. Otobüse apar topar bindiğimde bir anda farklı bir dünyaya girmiş gibi oldum. Otobüste ağırlık Bulgar yolculardı. Kadın Bulgar hostumuz ise pek yamandı. Sert duruşu ve tavırlarıyla adeta “Benden bişey istelmeyin yakarım” modundaydı.

Yolculuk çok kötü geçti. Kapıkule sınır kapısında gurbetçilerin de dönmesiyle oluşan büyük bir kuyrduk vardı. Buna bir de bizim otobüste bir yolcunun sınırda bizden ayrılmasıyla yaşadığımız kabus eklendi. Bu adamı araştırdılar. Kameradan tespit ettikten sonra aracımızı x-ray cihazına soktular, sonra bizim bavulları otobüsten indirip x-rayden geçirmemizi istediler. 5 saatlik bir bekleyişten sonra 10 saatlik bir yolculukla sabah 9’da Plovdive ulaştık. Burada şehri gezdik Muazzez ve Kayhan’da bize katıldı. Akşamüstü de yağmurlu bir yolculukla yarışın başlangıç ve bitiş noktası Ascenovrad’a geçtik. Tüm parkurlardaki Türk katılımcılar birlikte akşam yemeği yedik.

persenk-ultra-2016-12

Bu arada benim ayağım davul gibi şişti ve ağrı artmaya başladı. Hotel Tsarevets deki odalarımıza yerleştik. Mustafa, Hilmi ve Soner Türklerin işlettiği Hotel Cosmos da konakladı. Otel fiyatları yiyecek ve ulaşım gibi çok ucuz Bulgaristan’da. Kişi başı 10 avroya gecelik konaklamak mümkün.

Persenk Ultra’ya katılan Hilmi ve Soner’de aynen benim gibi puan almak amacıyla yarışa gelmişlerdi. Yarış öncesi sohbetimizde hepimiz için tek amaç yarışı tamamlamak ve 6 puanı kazanmaktı. Persenk’te koşacak diğer arkadaşımız da Mustafa’ydı, Muazzez 110 k’da koşacak, Ayşegül ve Kayhan 50 k’ya katılacaktı.

YARIŞ NUMARASININ ALINMASI

ZORUNLU MALZEME: AYI ÇANI

Cuma günü erken kalktım kahvaltıya Hotel Cosmos’a gittim. Menemen yaptırdık yedik. Sonra kayıt alanına geçtik. Yarış kayıt, start, finish noktası aynı yerdeydi. Bizim otele 500 metre, Hotel Cosmosa 250 metre mesafedeydi. Çantalarımızı çok kontrol etmediler. Yarışın 62. Ve 118. Km.’sinde yer alan Orehava’ya drop bag brıkabiliyorduk.

Zorunlu malzemeler: Ayı çanı, iki kafa feneri ve yedek piller, telefon, yağmurluk, uzun kollu iç katman, bere, alüminyum battaniye, 1 lt. su.

Yarış tişörtünün renk ve dizaynı hepimizin hoşuna gitti. Bu yarışa son dakikada katıldığım ve resmi sitede tüm bilgiler paylaşılmadığı için yarışla ilgili çok bilgim yoktu. Yarış eğim profiline ise bir gün önce Hilmi sayesinde ulaşabildim. Profili gördüğümde beklediğimden çok daha zor bir yarış olduğunu anladım ve açıkçası gözüm korktu. 160 km parkuru bu yıl ilk kez koşulacaktı. Bir önceki yıl bu parkur 130 kilometreydi.

Yarış iki gece sürecekti ve bölgedeki ayı popülasyonu ürkütüyordu. İlk kez bir yarışta ayı için uyarı yapılıyor ve zorunlu malzeme konuluyordu.

Yarışın geçtiği Rhodoph dağları genelde sık ağaçlar, otların olduğu “jungle” olarak niteleyebileceğimiz ormanlık bir alan olduğu için gece etapları oldukça zorluydu. 14’de teknik toplantı olacaktı fakat ben uyumayı tercih ettiğim için katılmadım. Dörtte uyandım dört dilim pizza yedim ve odaya gelip hazırlandım. Tam 18’de starta yetişebildim.

YARIŞ BAŞLIYOR

Yarış tam başlarken yetişebildim. Hava durumu yağış gösteriyordu. Öğlen ve akşamüstü yağan yağmur bizi ürkütüyordu. 110 km. ve 160 km koşucuları birlikte start aldı. Start aldıktan kısa bir süre sonra korktuğumuz oldu ve yağmur başladı. İlk kontrol noktası 17,5 km sonraydı ve 1400 metre irtifa almak gerekiyordu.

Türk yarışmacılar beraber çıkış yaptık ilk km’den sonra Hilmi’yle biz gruptan kopup tırmanmaya başladık. Bu sırada yağış etkisini artırıyordu fakat ormanın içinde koşmak bizi yağmurdan kısmen koruyordu. Bir gün önce yağan yağmurun izleriyse parkurda kendini hissettiriyordu. Hilmi’yle birlikte bir saat koştuktan sonra yavaş yavaş aramız açılmaya başladı. Ben ön grupta iyi bir tempo tutturup devam ettim. İlk CP’ye çıkarken eğim dikti. Eğimin iyice dikleştiği noktada batonları çıkarıp kullanmaya başladım. Kontrol noktası Dobrostan’da hava aydınlıktı ve yeni kararmaya başlamıştı. Birşeyler atıştırdıktan sonra devam ettim. Kafa lambamı çıkarmayı unutmuştum. Önümdeki grubu takip edip bir süre onların ışığından yararlandım. İki kez kayıp düştüm. Zaman ilerledikçe zemin iyice bozuldu, karanlığın dozu arttı, durup lambamı kafama taktım. Önümdeki grubu geçtikten sonra uzun süre yalnız koştum. Gece işaretleri kedi gözlerinden takip ediyordum fakat sık ağaçlar bazen takibi güçleştiriyordu. Yine de yarış benim için keyifli geçiyordu. Ayaklarım ıslaktı kıyafetlerim ıslaktı, koşarken vücut ısısı yükseldiği için sorun olmuyordu fakat durduğumda üşüme hissi geliyordu. Onun için çok durmadan hareket etmek gerekiyordu.

ZİFİRİ KARANLIKTA TEKNİK İNİŞ

İkinci CP Yugova’ya 13,5 km mesafe vardı 1100 metre irtifa kaybıyla uzun bir iniş içeriyordu. İniş bazen çok dik ve zemin yer yer çok kötüydü. Karanlıkta taşlara çarpan ayaklarımız bayağı hırpalanıyordu. Yugova’dan önce nehir yatağına inip tekrar 400 metrelik irtifa kazanacaktık. Nehir yatağına inen son nokta o kadar diktiki 300 metrelik bir ip hattı vardı. Burayı görünce ürkmemek mümkün değildi. Yağmurun kayganlaştırdığı zemin, karanlık ve diklikle birleşince zorluğu artırıyordu. Burada durup nasıl ineceğimi planlarken arkadan bir koşucu daha geldi ve benim arkamdan inmeye başladı. Bir elimde batonlar diğer elim ipte inmeye çalışıyordum fakat gerçekten inanılmaz dik bir rotaydı. Yer yer ayağım kayıyor dengem bozuluyordu. Burası gerçekten fantastik bir noktaydı. 160 km.’lik bir yarışa böyle teknik bir rotada koyulmuştu. Yarış ilerledikçe bu sürprizlerin katlanarak büyüyecekti. İp hattından çıktıktan sonra aşağı nehir yatağına alçaldıkça suların sesi insanı etkiliyordu. Derken burda kemerli bir köprüden karşıya geçtim. Köprünün üzerinden aşağıya baktım fakat karanlıkta çok şey göremiyordum. “keşke buradan gündüz geçsem” diye aklımdan geçirmeden edemedim. Nehri geçtikten sonra yukarı tırmanmaya başladım. Bu sırada Rhodoph dağları üzerinde beliren dolunay inanılmaz bir manzara sunuyordu. Yugova’da CP’den 20 metre önce işaretleri göremedim ve karşıya devam etmem gerekirken sağa dönüp bayağı bir zaman kaybettim. İşaretleri göremeyince geriye döndüm ve CP’ye ulaştım. Burada farkında olmadan fazla kalmışım. Karpuz, kaşar peyniri, hurma, ekmek yedim, kola içtim. Sırılsıklam olan tişörtümü ve yeleğimi değiştirip uzun kollu içliğimi giydim. 20 dakikaya yakın oyalanmışım burada bir de yanlış yola girmem eklenince Yugova’da çok zaman kaybettim. CP’den çıkıp Pashalitsa Hut’a giderken Muazzez’i gördüm CP’ye giriyordu. Birbirimize şans dileyip devam ettik. CP’ye 10,5 km’lik 1200 metre irtifa kazanımı olan dik bir yol vardı. Burayı da yalnız geçtim. Tempom fena değildi. Ön gruptaydım. Telefonum kapalı olduğu için hiçbir şeyden haberim yoktu. Yarışta kaçıncıyım bilemiyordum. Zorlu bir tırmanıştan sonra 4. CP Hvoyna’ya 1200 metre irtifa kaybedilen sert bir iniş vardı.

persenk-ultra-2016-18

40 KİLOMETRELİK ÇIKIŞ

Hvoyna’dan sonra Drop bag’leri bıraktığımız Orehovo vardı. Yarışın en zor bölümü burasıydı. Çünkü yaklaşık 40 km’lik ve 2300 metrelik çok ciddi bir tırmanış vardı. Orehovo’da CP kapalı mekandı ve duştan tuvalete, yemekten doktora herşey vardı. (Gerçi ben burada doktor bulamadım, doktorun yapacağı işi masör yerine getirdi.)

Orehova’ya Persenk zirveyi geçtikten sonra yarışın 118. Km’sinde tekrar gelecektik. Burada aslında çok stratejik bir hata yaptım ıslanan çoraplarımı değiştirmedim. Bu da bana yarışın ilerleyen bölümlerinde   çok pahalıya patladı. Orehova’ya sabah 4’te girdim. Yaklaşık 3800 metre tırmanış ve 63,5 km. ve 10 saat geride kalmıştı. Burada iyice yemek yeyip rüzgarlığımı üzerime giyip çıkış yaptım. Burdan Bulgar koşucuyla birlikte çıktık birbirimize arkadaşlık ederek ilerledik. Ben İngilizce konuşuyor, o Bulgarca çat pat jest ve mimiklerle anlaşabiliyorduk fakat gece zorlu parkurda birlikte geçmek ikimiz içinde iyi olmuştu. Sabah muhteşem bir kaya parkurunun içine girerek 2-3 derecelik kaya tırmanışıyla en son ip hattıyla CP Tsirkova Church’e ulaştık. Buradan Wonder Bridges’e gidip yarışın en yüksek irtifası Persenk Zirvenin yakınından geçip 8. CP’ye ulaştım. Bizim yaş kategorisinde ben bu sıralarda 1. sıradaymışım. Bu arada ayaklarımın altının acıdığını hissediyor fakat yarışın heyecanıyla ciddiye almıyordum. Bu arada arkamdan gelen ve yarışı bizim kategoride 1. Bitiren Bulgar yarışmacı yı da bekledim ve onu bir süre peşimden çektim. O bayağı yorulmaya başlayınca ben devam ettim 105. Kilometredeki CP’de ayaklarımın altı iyice su toplamıştı ve acı veriyordu. Burada çok durmadım bişeyler yeyip içip devam ettim. Ayrıca iyice pişik olmuştum ve vücudum inanılmaz yanıyordu. Bu saate kadar benim için çok rahat geçen yarış işkenceye dönmeye başlamıştı.

OREHOVA’DAN İKİNCİ GEÇİŞ

TEDAVİ, DUŞ MOLASI VE AYAKLARIMIN ALTINDA SU TOPLAMASI

KATEGORİMDE BİRİNCİLİĞİ GENELDE İLK BEŞİ KAÇIRMAMA NEDEN OLDU

8.Km’deki Orehava’ya kadar dayanmaya ve orada tedavi yaptırmaya karar verdim. Acılar içinde Orehava’ya ulaştım. Bu arada saatimin şarjıda azalmıştı. Orahava’da saatimi şarj ettim. Burada drop bagimden yedek malzemelerimi alıp iğneden ipliğe herşeyi değiştirmeye, güzel bir duş alıp kirlerden ve terden, tuz kalıntılarından kurtulup vücudumu rahatlatmaya verdim ve bunun hayaliyle 13 km. acıyı hissetmeden koşmaya devam ettim.

Orehova’da duş aldım vücudumu kremledim ve tüm kıyafetlerimi değiştim. Ayaklarımın altı feci bir durumdaydı. Burada masör Maria bana inanılmaz yardımcı oldu. Tedavi yaptırdım buz koydurdum fakat hiçbir işe yaramadı. CP’den çıktığımda yaklarımın altı feci yanıyor ve vücuduma iğneler saplanıyordu  Orehava’ya 21 saatte girmiştim. Yarışın tamamlanmasına 40 km kala genelde ilk 6 da yaş kategorisinde de açık ara 1. durumdaydım. Fakat ben bu bilgileri yarıştan sonra öğrendim. Yarışta ön grupta olduğumu biliyordum ama kaçıncı olduğuma dair en uf ak bir tahminim yoktu. Kategorimde 1. Olduğumu asla bilmiyordum. O nedenle Orehova’da bir saat geçirdim. Benim arkamdan gelen 2. Beni burada geçti. Finishte tüm dezavantajıma rağmen aramızda 45 dakika vardı. Burdan sonra ben finişe kadar her adımda ayaklarıma ve beynime dikenler saplanarak yürüdüm. Çünkü ayaklarımın altı felaketti.

Bu sıkıntıyı yaşamasam benim için yarışın bundan sonraki bölümü çok hızlı olacaktı. Çünkü 800 metrelik bir çıkıştan sonra çok uzun bir iniş vardı ve inişlerde hızlıydım fakat ayaklarımdan dolayı koşamayacak olmam bu avantajımı dezavantaja dönüştürmüştü. Şimdi keşke son sektörde çıkışlar daha çok olsa diyordum. Eğer bu sıkıntıyı yaşamasam yarışı 28 saatte bitirmeyi planlıyordum.

Sondan bir önceki CP’ye hava kararmadan acılar içinde geldim. Burası telesiyejin de çıktığı bir kayak merkeziydi. İnsanlar pikniğe gelmişti ortam çok güzeldi. Biraz yeyip içtikten sonra devam ettim. CP’de bekleyince vücut soğudu ve üşüme hissi geldi uzun kollu içliğimi giydim. Kafa lambamı taktım ve son CP’ye hareket ettim. Bu etap hep inişti ve ben koşamadığım için arkamdakilerle aram kapanıyordu.

AYI KORKUSUYLA FİNİSHE VARIŞ

Son kontrol noktasına kadar inişti ve hava kararmıştı. Önümde arkamda kimse olmadığı için “jungle” diye tarif ettiğimiz sık ağaçlık ve ottan oluşan bu sektör karanlıkla birlikte ürkütücü hal almıştı. Ayı çanımı elime altdım ve sürekli çaldım. Ara sıra etrafı dinlediğimde ormandan gelen hışırtılar yarışı benim için heyecanlı bir hale getirmişti. Bir an önce CP’ye ulaşma k istiyordum fakat ben gittikçe CP sanki uzaklaşıyordu. Bu arada iki kişi beni geçti hafif tempo koşuyorlardı onlara eşlik edeyim dedim ama ayaklarımın altı yanıyordu 10 saniyeden fazla koşamıyordum. Gücüm vardı fakat yaralarımdan dolayı koşamıyordum bu da beni çok üzüyordu.

Finishe kadar çok uzun bir yol ve 1600 metrelik irtifa kaybı vardı. İn in yol bitmiyordu. En son dereden geçip son tırmanış etabını çıkıp Ascenovrad’a inip yarışı tamamlayacaktım. Ascenovrad’a son iniş iyice işkence oldu benim için şekilsiz taş yol ayaklarımın acısını daha da artırıyordu. Artık bitsin bu işkence diyordum. Acılar içinde finishe gittiğimde gece 1 olmuştu finishte kimseler yoktu. Yiiyecek bişeyler de çok yoktu. Otele gidip duş alıp, parkurdaki arkadaşların durumlarına bakıp yattım. Niyayet 31 buçuk saat süren yarış bitmişti benim için. Yarışı kategorimde 4 genelde 13. Tamamladım. 120. Km’de kategorimde 1. genelde ilk beşteydim, sakatlandıktan sonra 7 kişi geçebilmişti beni. Bu da iyiydi 120 km’yi bayağı iyi bir zamanda geçmişim herşey normal gitse 28 saat veya daha altında tamamlayabilecektim.

Persenk Ultra’yı Hilmi 35 buçuk saatte, Soner de 41 saat 51 dakika da tamamladı, Mustafa ise “cut off”a takılıp bıraktı. Hepimiz istediğimizi almıştık. Muazzez 110 k’da yaş kategorisinde 2. oldu, Kayhan 50 k’yı bitirdi, Ayşegül ise mide sorunları yaşadığı için yarışı tamamlayamadı. Sonuçta hepimiz için keyifli bir yarış oldu.

persenk-ultra-2016-19

Ertesi gün sabah ayaklarım müthiş şişmişti. Ayağımın altındaki yaralar yürümemi zorlaştırıyordu. 60 km. yaranın üzerine basa basa gitmek akıl işi değildi ama biz ultracılar biraz inatçı oluyoruz galiba. Bitirme duygusu herşeyden önemli bizim için. Üstelik bu yıl UTMB için yakaladığım iki kura şansını kaçıramazdım. Otel Cosmos’ta menemenli mükellef bir kahvaltı yaptıktan sonra ödül törenine gittik.

persenk-ultra-2016-15

persenk-ultra-2016-13

Yaş kategorisinde ikinci olan Muazzez’i alkışladık. Benim kategorimde birinci olan Lyuben Kenanov’u tebrik ettim. Yarışta bir süre beraber koşmuş 95. Km’ye kadar onu çekmiştim sonra o yavaşlayınca ben önden devam etmiştim. Ben 118. Km.’de Orehova’da tedavi yaptırırken o beni geçmişti., İngilizce bilmiyordu. Arkadaşına Bulgarca bişeyler söyledi ve bana söylemesini istedi. Arkadaşı da söylediklerini bana İngilizce aktardı. Beni tebrik edip beraber koştuğum için teşekkür etti ve seneye gelirsem o madalyayı kesin alacağımı söyleyip beni onore etti.

Yarıştan sonra Muazzez, Hilmi, Soner ve ben kendimize güzel bir ziyafet çektik. Hilmi’yle Soner bir gün daha kalıp sonra dönecekti Muazzez ise Bulgaristan’a birlikte geldiği ailesinin yanına gidecekti. Muazzezle biz Plovdiv’e döndük. Ben otobüse o trene binecekti. Benim yolculuğum Ankara’ya kadar çok üzün sürdü ve ayağımdaki yaralar şişlerle birleşince 14 saat sıkıntılı bir yolculuk oldu.

persenk-ultra-2016-20

YARIŞTAN GERİYE KALANLAR

  • Parkur çok zorlu ve sert. UTMB’den daha zor ve teknik.
  • İrtifa çok yüksek değil. 250-2100 metre arasında geçiyor.
  • Yarışın büyük bir bölümü orman içinde geçiyor. Gece yol bulmak dikkat gerektiriyor.
  • Kontrol noktalarında yiyecek bol hurma hoşaf bile var fakat 160 km için ana yemek yeterli değil. Ben yemekte peynir domates, karpuz ve ekmekten başka birşey yiyemedim. Çorba çok az yerde vardı. Pizza ve makarna gibi seçenekler yoktu. 31 saat peynir ekmek yemekte sıkıyor insanı.
  • Kontrol noktasındaki gönüllüler inanılmaz saygılı ve yardımcı. Hatta o kadar fazla yardımcı olmak istiyorlar ki bu fazla ilgide sizi yorabiliyor.

persenk-ultra-2016-11

  • O kadar rahat gitmişim ki yarışa 120 km.’ye kadar kategorimde birinci genel klasmanda ilk 6’da olduğumu bilmiyordum. Tüm bunları yarıştan sonra öğrendim. Eğer bu bilgiyi öğrenseydim ayaklarımın durumuna rağmen doğru stratejiyle kategorimde kürsüye çıkardım. Ben iddiam yok diye çok gereksiz zaman harcadım. 3. Olan beni son 4 km.’de geçti.
  • Herşey çok ucuz. Çok düşük bütçeyle kayıt olup bitirebileceğiniz bir yarış.
  • Kaydı erken yaptırırsanız 45 Avro geç yaptırırsanız 70 Avro.
  • Gece etaplarında orman içindeki parkurlar ayı korkusuyla birlikte insanı ürkütüyor.
  • 24 saatin üstünde iki gece süren ve uykusuzluğunuzu da test edebileceğiniz bir yarış.
  • UTMB koşmak isteyenlerin 6 puan alabileceği ve UTMB’yi test edebileceği bir yarış.
  • Teknik geçişleri içeren ve uzun ipli inişi olan dik bölümde dikkat edilmesi gereken parkur.
  • Son kontrol noktasından finishe giderken 1600 metrelik irtifa kaybı sabrınızı zorluyor ve bu iniş ne zaman bitecekte son tırmanış başlayacak sorusu beyninize kemiriyor.
  • persenk-ultra-2016-14Dört kez tişört, bir kez ayakkabı, iki kez de şort değiştim.
  • Lambanızın çok iyi olması gerekiyor. Lambanız arızalanırsa yarış biter bunu unutmayın.
  • Kasabada yarışın izlerini UTMB gibi görmek çok mümkün değil. Pankart ya da billboardlar yok.
  • Finishe gece geliyorsanız yalnızsınız demektir.
  • Finishte yemek seçeneği çok yok.
  • Yarışı internetten canlı takip edebiliyorsunuz.
  • İnternet siteleri yetersiz ve aradığınız bazı bilgiyi bulmada zorlanıyorsunuz. Ben eğim profilini yarıştan bir gün önce Hilmi’den öğrenebildim.
  • Zorunlu malzemelerde “bear bell” (ayı çanı) olarak istenen zili orda bulmanız zor yanınızda götürün.
  • Bulgarlar kendi para birimleri Leva’yı kullanıyorlar. Sınırdan geçerken para bozdurabilirsiniz. Unutursanız dert etmeyin Ascenovrad’da tam yarışın start/finish noktasının yakınındaki bankamatiğe “visa-master” kartınızı takarak çok kolay biçimde leva alabilirsiniz. (1 Leva yaklaşık 1,7 liraya denk geliyor.) Kredi kartınızla işlem yapmış gibi bu paranın karşılığını ekstrenizin son ödeme tarihinde ödeyebilirsiniz.
  • Çok keyif alabileceğiniz zorlu bir ultra parkuru. Bu işe gönül verenlere 50 – 110 -160 km parkurlarından birini mutlaka tavsiye ediyorum.
  • persenk-ultra-2016-17

Yarıştaki Türk dayanışmamız inanılmazdı. Muazzez, Ayşegül, Hilmi, Soner, Mustafa ve Kayhan’a teşekkür ediyorum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir