İznik Ultra 50km Yarış Raporu

BİR BAŞKADIR MÜŞKÜLE KÖYÜNÜN YAŞLILARI

ZEYTİN BAHÇELERİ İÇİNDEN GÖL MANZARALARI

İZNİK’İN BULUTLARA GÜLÜMSEYEN DAĞLARI

ŞEHRİN TARİH KOKAN SOKAKLARI

TÜRKİYE’NİN TEK ETAPLI İLK ULTRASI

YİNE YENİ YENİDEN İZNİK ULTRA

FIRAT KARA

Bu yıl 6. yapılan İznik Ultra’ya dördüncü katılışım. 2013 yılında sağlık gerekçesiyle geçen yılda Dağcılık Federasyonu Eğitim kampında görevli olmam nedeniyle iki organizasyona gidememiştim. İlk yıl yapılan 60 k yarışında genel klasmanda Ian Corles’in hemen arkasında ikinci bitirmiştim. 2014 80 k yarışında da dört dakika farkla 7 saat 46 dakikalık derecemle yarışı genel klasmanda sevgili Aykut Çelikbaş’ın ardından yine 2. tamamlamıştım. 2015 yılında 90 k. da bu yıl da 50 k.da yaş kategorisi üçüncülüğü elde ettim. Yani İznik bana hep cömert davrandı. İznik 80 k.’yı 8 saatin altında bitiren iki Türk koşucudan biri olmaktan da son derece gururluyum. Aslında tüm bu koşulara kendi tempomda en iyi zamanda bitirme amacıyla koştum. Kendimle yarışım beni kürsüye taşıdığı için ayrıca motive etti. Ama önemli olan hedefe ulaşmak ve yarışı tamamlamaktır. Diğer sonuçlar pastanın kreması gibi olur. Biz ultracılar için aslolan tamamlamak ve kendi performansını geliştirmektir. Örneğin parkuru 8 saatte bitiren bir koşucu bir sonraki yıl kesinlikle bu sürenin inebildiği kadar altına inmek ister. Kendini böyle motive eder. Neyse sözü uzatmadan yine İznik’e dönelim.

İznik’te yıllar içinde değişen parkurları koşma şansıda yakaladım. Gölün çevresini hem saat yönünde hem saat yönünün tersinde koştum. Ayrıca yarışı hem İznik’te başlayıp Orhangazi’de tamamladım, hem Orhangazi’de başlayıp İznik’te tamamladım. Bir yarışta yokuş olan parkur diğer yarışta iniş oldu. İznik’le birlikte bizde büyüdük. Bu yıl ilk kez 50 k parkurunu koştum. Umarım önümüzdeki yılda 140 k. yı koşup tüm parkurlarda koşmuş olurum.

iznikultra50km2017 (1)

Sevgili Caner, Emre, Faruk ve Bakiye’yle 2011 yılında UTMB TDS parkurunu koştuktan 7,5 ay sonra Caner 2012’de İznik Ultra’yı planladığında bizde çok heyecanlandık ve ülkemizin ilk ultra maratonlarından olan bu yarışa sevinçle katıldık. 2012 yılında ilk yarıştan sonra yaptığım röportajda bir düşünürün “Bir şeyin devamı varsa anlamı vardır” sözüne atıfla İznik Ultra’nın çok iyi bir potansiyeli olduğunu ve gelenekselleşmesini dilediğimi ve artan sayıda katılımcı olmasını umut ettiğimi belirtmiştim. Şimdi geriye baktığımda bu dileklerimin gerçekleştiğini görmekten mutluluk duyuyorum. Sevgili Caner ve Macera Akademisi özverili çalışma ve gayretleriyle ülkemizde marka bir yarış oluşturdular. Tabi Soner, Ilgaz, Mert gibi görünmez kahramanlarda var İznik’in büyüyüp gelişmesinde. Tabi unutmamamız gereken en önemli aktörlerdin biri de Selçuk İlköğretim Okulu. Gelelim bu yılki yarışın hikayesine.

Uzun antrenmanlara yeteri kadar zaman ayıramadığım daha çok koşu bandında antrenman yapabildiğim için bu yıl hedef olarak koyduğum UTMB’ye gitmeden önce bu tür yarışları koşarak hazırlık sürecini devam ettiriyorum. İznik’te 50 k. da benim için çok iyi bir antrenman rotasıydı. Üstelik geçtiğimiz yıl değişen ve koşucuları çok zorladığı söylenen Narlıca – Müşküle arası arazi rotasını da bizzat test edecektim. Parkurda yaklaşık 200 koşucu ter dökecekti.

iznikultra50km2017 (6)

İznik gölü kenarında kendi halinde yeni bir güne başlayan şirin Narlıca’da bugün rutinin dışında bir kalabalık var. İznik Ultra’nın tüm koşucuları start tagının çevresinde heyecanlı bir bekleyiş içindeler. Başlama işaretiyle birlikte herkes hedefe yelken açıyor. Ben yavaş çıkış yapıyorum fakat yanlış yaptığımı yukarıya çıkıp ip hattının başındaki kalabalığa denk geldiğimde anlıyorum. Bu ip hattından sırayla iniliyor ve öndekilerin inmesini beklemek zorundayım burda çok zaman kaybediyorum. Fakat parkur çok etkileyici. Ağaçların arasından dik iniş ve çıkışlar yeşilin tüm tonları müthiş bir ortam oluşturuyor. Yarışın bu ilk kilometrelerinde arazi önündeki koşucuyu geçmeye imkan tanımıyor. Önümde 25 kişilik bir grup var. Bayağı zaman kaybediyorum. İp inişi ve dar patikalardan sonra yine dar dik çıkışlar. Öndeki grup koptu muhtemelen ben ikinci grubun arasından bir türlü çıkamıyorum. Neyse yine yükseldikten sonra traktör yoluna giriyoruz ve aşağı iniş başlıyor. Burada inanılmaz hızlanıyorum 21 km hıza kadar çıkıp önümdeki grubun yanından hızla geçiyorum. Bu iniş bana ilaç gibi geliyor önümdeki 25 kişilik grubun önüne geçip tempomu artırarak devam ediyorum. Bu arada 140 km parkurunda koşan Hüseyin Temizsoy’u görüyorum Narlıca’dan sonra yolunu kaybettiğini ve bayağı oyalandığını söylüyor. Ondan iki dakika sonra yine 140 km. de koşan Mehmet Arslan’a rastlıyorum o da yolu kaybettiğini ve 70 dakika kadar zaman kaybettiğini söylüyor. Ona da moral veriyorum ve çok iyi gittiğini söylüyorum. Müşküle Köyüne gelmeden önce asfaltta 140 koşan Mert Derman’a rastlıyorum onu da tebrik ettikten sonra Müşküle’ye giriyorum.

Tam içimden her yıl hayran kaldığım bu şirin köy bu yıl neden bu kadar sessiz diye geçirirken yine yaşlı teyzelerin sokaklarda pencerelerde bana ilaç gibi gelen seslerini duyuyorum. “Hadi evladım. Allah muvaffak etsin. Allah bacaklarına güç derman versin. Ha gayret yavrum.” İznik Ultra’nın en sevdiğim yeri neresi diye sorsalar tereddütsüz Müşküle Köyü derim. Bu yılda beni mahcup etmeyen köylülerin arasından kontrol noktasına ulaşıyorum yaklaşık 1 saat 10 dk. Olmuş. Bu iyi bir süre.

Burada su ikmali yaptıktan sonra arkamdan gelen üç kişiyle birlikte yola devam ediyoruz. Müşküle’ye kadar yaklaşık 550 metre irtifa alıp 9 km kat ediyoruz. Buradan 2. Kontrol noktası Süleymaniye’ye kadar da yaklaşık 700 metre irtifa alıp 10 km kat edeceğiz. Bu yıl yarışmacılar iyi hazırlanmış. Koşucuların arası açılmıyor. Öndeki grup biz ip etabında beklerken biraz arayı açmış ama kapatmaya çalışıyorum. Aslında antrenman havasında koştuğum için tempomu koruyup bitirmeye odaklanıyorum fakat arkada bir grubun olması farkında olmadan tempomu yükseltiyor.

Müşküle’den sonra traktör yolundan devam edip bir süre sonra tekrar araziye patikaya giriyoruz. Bu sırada arka kalabalıktan kopan Serdar geliyor ve önümde devam ediyor. Dört kişilik bir grup arka arkaya gidiyoruz. Tepeye çıktıktan sonra aşağı Süleymaniye’ye doğru inişe geçiyoruz. Köye gelmeden Tahtalı Sky Trail ekibinden Savaş’ı görüyorum. Selamlaşıyoruz. Savaş sağ olsun Kapadokya’da da resim ve videolarımı çekip bana atmıştı yine Aladağlar’da bizimleydi. Parkurda tanıdık yüzler moral veriyor. Süleymaniye’de önümdeki grubu yakalıyorum. Polat tüm samimiyeti ve içtenliğiyle bize destek oluyor keza diğer arkadaşlarda. Serdar’larla arka arkaya çıkıyoruz kontrol noktasından fakat biraz gittikten sonra o hengamede su ikmali yapmadığımı fark ediyorum ve geri dönüp su alıyorum. Bir sonraki kontrol noktasına 15 km. var ve su hayati. Geri döndüğüm için öndeki grupla aram açılıyor ben yine kendi tempomda devam ediyorum. Artık traktör yolundayız. Rahat koşuyorum havada bizden yana yağmur yok serin tam koşma havası fakat bazı bölgelerde önceden yağan sağanak yağmur nedeniyle çamur. Buna da şükür deyip geçiyorum. Çünkü önceki yıllarda yağmurdan ayaklarımın altının çamur topladığını, çamurda kayan ayaklarımızla çıkışta zorlandığımızı çok iyi hatırlıyorum.

iznikultra50km2017 (2)

Son kontrol noktasındaki Derbent’e gitmek için yolu yarıladığımda Raidlight’tan takım arkadaşım 140 km. parkurunda mücadele eden Kemal Abi’yi görüyorum. Müthiş gidiyor. Son 22 km. diyorum sık dişini. Dile kolay 120 km. koştu ve son 22km. de önde gidiyor. Arkasındakilerle arayı açmış ve birinci pozisyonda. Takım arkadaşıma moral, destek vermek ve biraz kendini toparlaması için tempomu düşürüp onunla koşuyorum bir süre öyle devam ediyoruz fakat arkadan gelenler görünmeye başlayınca bende kürsü şansını kaçırmamak için Kemal Abi’yle vedalaşıp tempomu artırıyorum. Derbent’e gelmeden 3 km önce Mustafa’yı yakalıyorum. Ankara’da birlikte koşalım diyorduk hep nasip İznik’eymiş. Mustafa’yla biraz daha tempo düşürüp birlikte koşuyoruz. Bu sırada arkamızda dört kişilik bir grup daha beliriyor. Derbent’e kadar önde gidiyoruz. Mustafa Derbent’te bir şeyler yiyeceğini söyleyip kalıyor. Ben su ikmali yapıp bir şeyler atıştırırken arkadan gelen gruptan iki kişi hiç durmadan öne geçiyor ve devam ediyor. Hemen suyumu alıp bende yalnız onların arkasına takılıyorum. Biraz tempomu yükseltip onların önüne geçiyorum ve tempomu biraz daha yükselterek arayı açıyorum. Çıkışların bitmesiyle birlikte İznik’e iniş başlıyor. Burada tempomu çok yükseltiyorum. Önümdeki iki koşucuyu daha geçiyorum. Artık İznik asfaltına indim ve burada düz koşuyla bitişe doğru gidiyorum. Bu arada tempomu biraz düşürüp artık bitirmenin keyfini düşünmeye başlıyorum. Son üç dört km. asfaltta hiç çekilmiyor ve bitmek bilmiyor. Bir de bu yıl yolu şehrin girişinden direk surların yanında dolandırınca parkur uzadıkça uzuyor. Neyse en son bitiş tagına doğru ana caddeden alkışlar arasında koşuyorum. Barış Gider arkadaşımız son noktada herkesin çok güzel fotolarını çekerek anı ölümsüzleştiriyor. 5 saat 25 dakikada yarışı tamamlıyorum. Genelde 9 yaş kategorisinde 3. oluyorum. Zamanlar birbirine çok yakın. Çıkışta yaptığım hata bana birkaç dakikaya mal oluyor ama önemli değil. Geçtiğimiz yılın birincisinin 5 saat 50 dakikada parkuru bitirdiğini düşünürseniz bu yılki yarışın ne kadar hızlı koşulduğu hemen anlaşılıyor.

iznikultra50km2017 (4)

Yarışın ardından arkadaşlarla değerlendirme yapıp hemen en çok ihtiyacım olan masaj bölgesine hareket ediyorum. Burada ilk kez rastladığım bir yönteme tanık oluyorum. Ayağın farklı bölgelerine bağlanan pedlerle vücuda elektrik gönderiliyor, kaslar ve kalp kasılarak damarlarla tüm hücrelere fazla kan göndererek laktik asidin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Burada masaj yaptırmak bana çok iyi geliyor. Özellikle ertesi gün bacaklarımda ağrı olmadığını görünce bu yöntemin doğruluğunu bizzat test etmiş oluyorum. Masajdan sonra sıra hamam sefasına kirlerden ve terden kurtulmaya geliyor. İznik’in tarihi hamamı bize ilaç gibi geliyor. Hamamda farklı parkurları bitiren sporcular çoğunlukta. Hepsinin yüzünde bitirmenin mutluluğu ve hazzı var.

iznikultra50km2017 (3)

Ben konaklamayı Bursa’da ablamda yaptım. Yarış sabahı yeğenim Emre beni start noktasına bıraktı ve bitişte karşıladı. Hamamdan sonra Köfteci Yusuf’ta bana göz kırpıyor ama ablamın hazırladığı yemekleri dünyanın hiçbir menüsüne değişmem. Emre’yle hemen yola koyulup Bursa’ya yol alıyoruz ve benim en sevdiğim yemeklerle donatılmış masada mükellef bir yemek yiyerek harcadığım kalorileri yerine koyuyorum. Bu sırada soğuk hava akşama kara dönüyor, parkurdaki sporculara ve görevlilere büyük zorluklar yaşatıyor. Bizim yaptığımız hakikaten çok meşakkatli bir iş. İçinde bu kadar sevgi olmazsa asla başaramazsınız. Sadece sporcular değil, gönüllüler, organizasyon ekibi, destekçiler hepsi birbirinden önemli ve bu aktörlerin biri olmazsa bu yarışlar yapılamaz.

Ülkemizde ultra maratonlar hızla büyüyor bu çok sevindirici. Bir zamanlar ülkemizde koşacak yarış bulamazken şimdi hangisine gitsek diye seçmek zorunda kalıyoruz. Bir ay önce Bodrum’daki iki yarış ve Alanya Ultra’nın ardından İznik Ultra sonrasında Nashira ve Tahtalı. Artık yarışlara yetişmekte zorlanıyoruz. Bunlar çok güzel gelişmeler. Biz sporcular arkadaşlarımızın büyük emeklerle hazırladığı yarışlara katılarak ve orada yaşadıklarımızı paylaşarak bu sporun gelişmesine, doğa sporlarında farkındalık oluşmasına katkı yapmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Ne mutlu doğada var olanlara, ne mutlu doğada spor yapanlar ve buna vesile olanlara.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir